Mısır yetiştiricisi olan bir çiftçi, o yörede yapılan yarışmalarda her sene “En Kaliteli Mısır Yetiştiren Çiftçi” ödülünü alıyormuş. Bu çiftçi, ödül aldığı mısırların kaliteli tohumlarını da yine her yıl onlar da eksin ve yetiştirsin diye komşularına dağıtıyormuş.

Bu durumu öğrenen yakın köylerdeki çiftçiler, yetkililer, gazeteciler merak edip çiftçiye sormuşlar:

“Seninle her yıl aynı yarışmaya giren komşularına, yetiştirdiğin en kaliteli mısırların tohumlarını vermeyi nasıl göze alabiliyorsun? Böylece herkes kaliteli mısır yetiştirmiş olmayacak mı? Onlar yarışmada senin yerini almayacaklar mı?”

Çiftçi gayet sakin ve bilgece cevap vermiş bu meraklılara:

“Siz olayın iç yüzünü sanırım bilmiyorsunuz! Aslında ben böylece kendi mısırlarımın da kaliteli yetişmesini ve kaliteli kalmasını sağlıyorum…”

Herkesin şaşkın bakışları arasında sözlerine devam etmiş bizim çiftçi:

“Rüzgâr, olgunlaşan mısırlardan polenleri alır ve tarla tarla dağıtır. Eğer komşularım kalitesiz mısır yetiştirirse Çapraz Tozlaşma sonucu her geçen yıl ürettiğim mısırın kalitesi düşer. Eğer kaliteli mısır yetiştirmek istiyorsam, komşularıma da kaliteli mısır yetiştirmeleri için yardım etmeliyim. Çevrede ne kadar kaliteli mısır üretilirse rüzgâr bunların polenlerini alıp dağıtırken benim tarlama da taşımış oluyor. Böylece benim mısırlarım da kaliteli olarak kalıyor…”

Aslında bu öykü, yazımızın başlığı olarak belirlediğimiz “Ne Ekersen Onu Biçersin!” atasözümüzün başka türlü bir hikayesi. Ama olaya başka bir açıdan; daha farklı, objektif ve geniş bakmamızı öğütlüyor bize kaliteli mısır yetiştiren çiftçinin verdiği ders. Biz de bu dersi bir kazanım olarak cebimize koyup bambaşka bir yaklaşımla konuyu ele almaya çalışacağız.

Şimdi öncelikle kendi tarlalarımıza ne ektiğimize birlikte bakalım:

Beden, Zihin ve Ruh tarlamıza ne ekiyoruz?

Sürekli olarak sağlıksız besleniyor, abur cuburdan vazgeçmiyor, sigara kullanıyor, hareketsiz kalarak tembellik ediyor ve sonra bu bedenin sağlıklı, zinde olmasını istiyor ve bekliyoruz. Beden tarlamıza ne ektiğimizin farkında mıyız? Bedenimiz açısından önümüze gelenler yiyip içtiklerimiz, ekip biçtiklerimiz değil mi?  

Zihnimizde kaygılar, endişeler, varsayımlar, korkular, geçmişe takılmalar; şöyle olsaydı, böyle olsaydı, şunu yapsaydım bunu yapsaydımlar cirit atıyor. Zihin tarlamız dikenlerle, çalılarla, çer çöple dolu. Bilincimiz balçıkla kaplı. Bilinçaltımız çöp evler gibi. Beynimizde cirit atan rüzgarlar Çapraz Tozlaşma ile zihnimizden bedenimize, ruhumuza, benliğimize, hareket ve reflekslerimize hangi polenleri taşıyor acaba?

Ruhumuzun bahçelerine en son neler ektik? Ümitsizlik, karamsarlık, hüzün, üzüntü, stres, psikosomatik sıkışmışlıklarımız, depresyon, fobiler, panik, bipolar bozukluk, anksiyete bozukluğu, obsesif – kompulsif bozukluk… Daha sayayım mı? Şimdi bu tarladan ne çıkmasını, bu bahçede ne yetişmesini istiyor ve bekliyoruz?

Yani “bıldırki hurmalar şimdi bizi tırmalıyorsa” bunlar bizim ektiklerimizin ya da ekilmesi için verdiklerimizin hasadı, sonucu, ürünü değil mi?

Siz mısır yetiştiren ve yetiştirdiği kaliteli mısırların tohumlarını komşuları ile paylaşan çiftçi kıssasına bakarak komşularımıza, çevremize iyilik yapmaktan bahsedeceğimi zannettiniz değil mi? Elbette bu da önemli. İyilik yapmak ve iyilikleri çoğaltmak hepimiz için hayati ehemmiyet taşıyor. Bunu biliyorum. Ama bunu isteyerek, bilerek, samimi olarak yapabilmemiz için bizim öncelikle kendi beden, zihin ve ruh tarlalarımıza kaliteli tohumlar ekmemiz; bakımını, sulamasını, çapasını, zararlılarla mücadelesini başarmamız gerek. Sonra da yapabildiğimiz kadarı ile en yakınlarımızdan başlayarak ulaşabildiğimiz herkesin bedenine, zihnine ve ruhuna kaliteli tohumlar ekebilmelerine destek olmayı düşünmemiz, istememiz ve bunun için adım atmamız mümkün…

Atalarımız güzel özdeyişler söylemiş ya işte ben de diyorum ki bütün bu özdeyişleri öncelikle kendi beden, zihin ve ruh tarlalarımıza ne ektiğimizi ve ne ekeceğimizi düşünmek, bilmek adına değerlendirelim. Bu 3 tarlamızdan da bugün elde ettiğimiz ürünlerden memnun değilsek önceden ektiklerimizi yani tohumları kontrol edelim. Kimden hangi tohumları aldık ve ektik tarlalarımıza? Yeteri kadar nadasa bıraktık mı? Suyu yerinde ve zamanında, sadece gerektiği kadar kullandık mı? Çapasını, bakımını yaptık mı? Ortaya çıkan ve kaliteli mısır yetiştirmemizi engelleyen ayrık otlarını ve zararlıları temizledik mi?

Beden, zihin ve ruh tarlalarımızı ayrık otlarından, çalılardan, çeşitli zararlılardan arındırmadıkça, bunların yerine buralara daha kaliteli, olumlu, güzel, nitelikli tohumlar ekmedikçe kaliteli mısır yetiştirme yarışmalarında dereceye giremeyiz! Sonrasında da ne kaliteli tohum yetiştirebiliriz ne de kimseye herhangi bir faydamız olur.

Herkesi kendi beden, zihin ve ruh tarlaları ile gerçekten ilgilenmeye çağırıyorum!

Tohum kontrolü yapmaya ve nitelikli birer insan olarak önce kendi hayatımızı sonra da çevremizdeki bütün hayatları iyileştirmeye davet ediyorum hepimizi…

Konuyla ilgili videomuz:

https://youtu.be/I0XSCMXUVTw
Etiketler: Blog

Osman GÜZELGÖZ

Uluslararası (ICF) Onaylı; Yaşam Koçluğu, Eğitim ve Öğrenci Koçluğu, Aile ve İlişki Koçluğu, Yönetici Koçluğu sertifika programlarını tamamladı. Halen bu alanlarda Profesyonel Koçluk yapmaya; konferans, seminer ve eğitim vermeye devam ediyor.

1 Yorum

Mustafa Camgöz · 02/08/2022 at 10:08

Teşekkürler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.