Anne, baba, anneanne, babaanne, büyükbaba ve dedeler yani bütün ebeveynler; sözümüz size. Hatta dayılar, halalar, amcalar, teyzeler siz de duyun ve bu söylediklerimize lütfen uyun. Çocuk yetiştirmek konusunda sizlerle 4 önemli uyarı paylaşacağız.

Nasıl çocuk yetiştirdiğimizle ilgili epey konuştuk, yazdık. Siz de bizi izlediniz, okudunuz, değerlendirdiniz. Kimi zaman tepki verdiniz, eleştirdiniz; kimi zaman ise “Çok haklısınız!” dediniz. Şimdi biraz bundan da cesaret alarak ve elbette haddimizi bilerek bu temel uyarıları hem yeni içerik olarak hem de yazımızın konusu olarak sizlere arz ediyoruz. İzleyip okuyabilir; kendi çocuklarınız, torunlarınız ve yeğenleriniz için özgün bir değerlendirme yapabilirsiniz.

Önemli Not: Bu konuşup yazdıklarımın tamamı sadece kuru malumatlar değildir. Deneyimlenmiş, yaşanmış, uygulanmış, olumsuzlukları görülmüş ve olumluya dönüştürülmüş gerçeklerdir.

Buyurun size,

İyi Çocuk Yetiştirmekle İLGİLİ 4 ÖNEMLİ UYARI:

1.UYARI:

KENDİNİZE GÖRE VE KENDİNİZ İÇİN DEĞİL,

KENDİSİNE GÖRE ve KENDİSİ İÇİN ÇOCUK YETİŞTİRİN…

Çocuklarınızı malınız, mülkünüz gibi; sahip olduğunuz birer emtia gibi görmeyin. Kendi doğrularınızı çocuklarınıza bu mantıkla dayatmayın. Bu şekilde büyüyen çocuklar, ebeveynleri bir gün çekip gittikten sonra kendileri olamayacak ve hayatın sert fırtınaları ile karşılaştıklarında bocalayıp duracaklar. Yanlış yapacaklar. Korkuları, kaygıları, endişeleri olacak. Bırakın çocuklarınız kendi hayatlarını yaşayıp birey olsun, özgür düşünebilsin; her şeye rağmen kendisi olabilsin.

2.UYARI:

SİZİN DÜNYANIZA GÖRE DEĞİL,

ÇOCUĞUNUZUN, KENDİ DÜNYASINA GÖRE YETİŞMESİNİ SAĞLAYIN…

Anne ve babaların bir ısrarı da çocuklarını ille de kendi dünyalarına göre yetiştirmek istemeleri. Ama göz ardı edilen bir şey var: Sizin zamanınıza, çağınıza, dünyanıza göre yetiştirilirlerse gelecekte karşılaşacakları pek çok değişime adapte olmakta zorlanmayacak mı bu çocuklar? Şimdi bile sizin dünyanıza intibak etme sorunu yaşamıyorlar mı? Görmüyor musunuz bunu? Zaman, teknoloji, dünya, iletişim, insan, ihtiyaçlar, beklentiler, refleksler hızla değişiyor, farkında değil misiniz? Çocuklarınız da sizler gibi “kayıp kuşaklar” arasında mı yok olup gitsin?

Evinizi kendinize göre tasarladınız. Mobilyalarınızı kendinize göre aldınız. Aksesuarlarınızı, biblolarınızı, tablolarınızı kendinize ve eve gelecek misafirlere göre seçtiniz! Çocuklarınızın ismini, takımını, okulunu, mesleğini de siz seçtiniz! Yetmedi mi? Onların zihnini, ruhunu hatta bedenini bile kendi keyfinize, kendi tercihlerinize, kendi dünyanıza göre şekillendiriyorsunuz. Pes yani, diyerek 1. Adımı ve bundan sonraki adımları lütfen daha dikkatli değerlendirin uyarısını yapabiliyorum ancak!

3.UYARI:

ÇOCUĞUNUZU SİZE GÖRE BÜYÜTMEYİN!

MÜMKÜNSE SİZ ONUNLA BÜYÜYÜN…

Akıllı, çokbilmiş, erken olgunlaşmış görünen çocuklara “Büyümüş de küçülmüş…” benzetmesi yapıyoruz, değil mi? Çocuklarınızın asla böyle “büyümüş” olmasını dilemeyin, istemeyin. Çabucak büyümesin çocuklar. Bizler gibi huzursuz mutsuz, umutsuz birer “büyük” olmaktansa çocuk kalmaları daha iyi olmaz mı? Tertemiz sayfaları, tertemiz fıtratları ile bırakın bütün çocuklar kendi çocukluklarını yaşasın. Büyüyüp de küçülmesinler. Mümkünse siz onlarla çocuk olun. Çocuklarınıza “büyüklük” taslamayın. Bırakın, o size çocukluk taslasın!

Çocukları hissedin, anlayın. Çocuklarınıza “duygudaşlık” yapmaya çalışın…
Bebekliğini, çocukluğunu sindire sindire yaşayan, bunun hazzını ve mutluluğunu iliklerine kadar hissederek kendi doğal seyri içerisinde normal büyüyen çocuklar daha mutlu, daha umutlu ve huzurlu olurlar. Her şeyin hormonlusunu yiyip içiyor ve kullanıyoruz. Hiç olmazsa çocuklarınızın hormonlu büyümesini istemeyin. Siz kendi hormonlarınızdan arınmaya çalışıp çocukluğa dönün. Yani çocuklarınıza dönün!

4.UYARI:

ÇOCUKLARINIZIN YERİNE HER İŞİ YAPMAYIN!

BIRAKIN KENDİ İŞLERİNİ KENDİLERİ YAPSINLAR…

Anneler, babalar; özellikle de nineler, dedeler ipin ucunu iyice kaçırmış durumdalar. Çocuklarına, torunlarına kıyamadıkları için onların yerine her şeyi kendileri yapıyorlar. Neredeyse lokmaları bile önce kendileri çiğneyip sonra çocukların ağzına koyacaklar! Aslında bu durumun iki sebebi var. Birincisi, sözüm ona “kıyamamak”, çocuklarına verdikleri kıymet ifadesi yani. İkincisi ise “Sen bilmezsin. Sen yapamazsın; kırarsın, dökersin, bozarsın!” mantığı… İkisi de yanlış. Böyle yetiştirilen çocuklar birey olmayı nasıl başaracaklar? Nasıl sorumluluk üstlenecekler? Zorlukları nasıl yenecek, güçlükleri nasıl aşacaklar? “Yaşama sebebim!’” dediğiniz çocuklar bırakın kendi yaşamlarını ilgilendiren her işi kendileri yapsın. Yemeğini kendisi yesin. Döksün, kırsın, bozsun! Ne olur ki? Sadece kendi kendilerine önemli bir zarar vermemelerini sağlayın, yeter. Gölge etmeyin çocuklara! Unutmayın ki onlar kırarak, dökerek, bozarak; düşüp kalkarak büyüyecekler…

Sizin için; ailelerimiz, toplumumuz ve geleceğimiz için asıl iyilik şudur:

Çocuğunuzu kendi kendine yetecek ve sahip oldukları ile yetinecek şekilde, kendi sorunlarını kendisi çözebilecek, potansiyelinin ve sorumluluklarının farkında olan, özgüveni yüksek; erdem, değer, inanç; iyilik, güzellik ve dürüstlükle yaşayan insanlar olarak yetiştirmek… 

Konuyla ilgili videomuz:

Etiketler: Blog

Osman GÜZELGÖZ

Uluslararası (ICF) Onaylı; Yaşam Koçluğu, Eğitim ve Öğrenci Koçluğu, Aile ve İlişki Koçluğu, Yönetici Koçluğu sertifika programlarını tamamladı. Halen bu alanlarda Profesyonel Koçluk yapmaya; konferans, seminer ve eğitim vermeye devam ediyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.