Kendimize şu soruları sorarak başlayalım:

“Hayatımızda bizi daha huzurlu ve mutlu kılan AZLAR neler?”

Azlığı ile mutlu ve huzurlu olmamıza engel olanları biliyor muyuz?

Hayatımızda bizi daha mutlu ve huzurlu kılan ÇOKLAR neler?”

Çokluğu, bizim huzur ve mutluluğumuza engel olanlar neler?”

Anlamışsınızdır; konumuz hayatımızdaki AZLAR ve ÇOKLAR…

Beden, zihin ve ruh dengemizi doğrudan ilgilendiren en önemli konulardan birisi de hayatımızın azlık ve çokluk dengesinin ne durumda olduğu… Bu konu ile ilgili kendi farkındalığımız üzerinde durmamız, azlık ve çokluk dengemizi bozan hususları yeniden gözden geçirmemiz gerekiyor. Böylece yapabileceklerimizle ilgili bilinçli farkındalık aşamasına geçip olumlu eylem adımları atabilir ve bu şekilde daha huzurlu ve mutlu olabiliriz.

Mesela stresimiz, yoğunluğumuz, yorgunluğumuz, olumsuzluklarımız; kaygı, endişe ve korkularımız, beklentilerimiz, hırsımız ÇOK mu? Düşünüp kendimize cevap verelim. Sonra da bütün bunların çokluğunun huzur ve mutluluğumuzu nasıl etkilediğinin farkında mıyız diye kontrol edelim. “Çoksa çok, ne yapayım! Elimden ne gelir ki?” diyorsak burada başka bir sorunumuz var demektir. Sorunu umursamıyor ve “Elimden gelen bu!” yaklaşımı içerisine giriyorsak bizi huzursuz ve mutsuz eden bu “çokları” asla azaltamayız…

Etiketlemelerimiz, genellemelerimiz, şahsileştirmelerimiz, alınganlıklarımız, detaycılıklarımız, mükemmeliyetçiliğimiz, memnuniyetsizliğimiz, güvensizliğimiz, ümitsizliğimiz ve bu anlamda daha onlarca şeyimiz çoksa hayatımızda huzur ve mutluluğumuzu olumlu anlamda nasıl koruyabilir ve geliştirebiliriz? Bilinçaltımızda bu olumsuz kalıplar cirit atıyorsa bilincimizi olumluya kanalize etmek hususunda adım atabilir miyiz? Atsak bile bu konuda gerçekten başarılı olabilir miyiz?

Hayatımızda iyilik, güzellik, sevgi, inanç, özgüven, empati, farkındalık, kendimize yetmek, sahip olduklarımızın kıymetini bilmek, yetinmek, azim, sabır, gayret, başarma arzusu; kitap okuma, etkin dinleme, meditasyon, tefekkür, dua gibi bizi daha huzurlu ve mutlu kılacak davranış ve alışkanlıklar AZLIK derecesinde yetersizse bunların dışındaki ÇOKLUKLARIMIZIN bize ne faydası var?

Gelin, hep birlikte kendimize özel bir AZLIK ve ÇOKLUK tablosu çıkaralım:

Bizi daha huzurlu ve mutlu kılan AZLAR…

Bizi daha mutlu ve huzurlu birer İNSAN durumuna getirebilecek olan ÇOKLAR…

Huzurumuzu kaçıran ve bizi mutsuz eden ÇOKLAR…

Mutluluk ve huzurumuz için bize yeterli gelmeyen AZLAR…

Dengeyi daha çok nerede bozmuşuz?

Kantarın topuzunu hangi hususlarda kaçırmışız?

Kontrolü hangi anlamda tamamen yitirmişiz?

Hayat yolculuğumuzda bu AZLIK ve ÇOKLUK dengesini sağlamadan, kendi adımıza DENGEDE olmadan daha huzurlu ve mutlu olmamız mümkün mü?

Objektif ve dürüst bir biçimde yaptığımız “Hayatımızın AZLIK ve ÇOKLUK Denge Tablosu” önümüzde olsun. Kendimize ait verileri, gerçekleri, değerleri yeniden ele alalım ve düşünelim.

Sonra bir günümüzü, ardından bir haftamızı ve nihayetinde bir ayımızı bu tabloya göre yeniden değerlendirelim.

Mutluluk ve huzurumuz adına hangi çokları azaltmaya, hangi azları çoğaltmaya çalışıyoruz? Peki ya azlarımızı daha da azaltarak veya çoklarımızı daha çoğaltmaya çalışarak kendi huzurumuzu kaçırıyor ve mutsuzluğumuzu mu artırıyoruz?

Konuşurken, yemek yerken, giyerken, alırken, iletişimimizde, öfkemiz bizi yönetirken, hırsımız bizi kontrolden çıkarırken, doyumsuzluklarımız tavan yapıp yeterliliklerimiz tabandayken hala sürekli olarak yemeye, giymeye, demeye, almaya devam etmiyor muyuz? Biz sürekli bir şeyler diyen, yiyen ve giyen insanlar olarak huzurlu ve mutlu olamıyorsak burada bir terslik yok mu sizce de?

Bu yazımızı okuyup konu ile ilgili video içeriğimizi de izledikten sonra ilk uygulayacağımız yöntem “Yarısı Formülü” olabilir. Ben uzun bir süredir uyguluyorum bunu ve inan çok daha huzurlu ve mutluyum “yarısı” uygulamamla.

Ne yapıyorum peki?

Gayet sade ve kolay:

Yediğimin yarısını yiyorum… Dediğimin yarısını diyorum… Giydiğimin yarısını giyiyorum…

Artanları ne mi yapıyorum?

Tabii ki hiç alamayan, hiç yiyemeyen, hiç giyemeyenlere ulaştırıyorum. Dediğimin de yarısını kendime diyor, diğer yarısını size iletiyorum.

Hem böylece gözüm de arkada ve artanda kalmamış oluyor…  

Konuyla ilgili videomuz:

Etiketler: Blog

Osman GÜZELGÖZ

Uluslararası (ICF) Onaylı; Yaşam Koçluğu, Eğitim ve Öğrenci Koçluğu, Aile ve İlişki Koçluğu, Yönetici Koçluğu sertifika programlarını tamamladı. Halen bu alanlarda Profesyonel Koçluk yapmaya; konferans, seminer ve eğitim vermeye devam ediyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.