Hayatımıza Dokunan Portreler yapmaya başladığımızda kendi kendimize bazı kriterler belirlemiştik. Bunlardan en önemlisi portresini sizlerle paylaşacağımız hayatımıza dokunan kişinin “Yerelden Ulusala, Ulusaldan Evrensele…” bir yürüyüş gerçekleştirmiş olması idi. Yaptıkları, yazdıkları, fikirleri, konuştukları, aksiyonları, eserleri, kitapları; ürettikleri, öğrettikleri ve arkasında bıraktıkları ile bu yürüyüşlerin hayatlarımıza dokunmuş olması önemliydi bizim için.

Çok şükür ki hayatımızda her birisi kendi alanında bu yürüyüşü gerçekleştirmiş olan; örnek kişilikleri, emek ve eserleri ile hayatımıza dokunarak çocukluğumuzu, gençliğimizi ve yaşamımızın pek çok evresini şekillendirmiş insanlar var. Ben özellikle kendimi bu anlamda çok şanslı sayarım. İkliminde bulunmak, bizzat tanışıp görüşmek, ses ve nefeslerinden, söz ve özlerinden istifade etmek şansına sahip olduğum Hayatımıza Dokunan Portreleri sizlerle de paylaşmak mutluluğunu yaşıyorum. 

Bu yazımız ve birlikte yayınlanacak olan video içeriğimiz “canında can bulduğum; dostluğuna, insanlığına, samimiyetine ve emeklerine hayran olduğum” bir İNSAN’ı konu ediyor:

Hasan SALTIK…

Benim yaklaşık 30 yıllık dostum, kardeşim, Dedem, kıymetlilerimden birisi Hasan Saltık… KALAN Müzik’in kurucusu, emektarı, bir derviş, bir abdal; harika bir eş, değerli bir baba, kalender meşrep vefalı ve samimi bir arkadaş… Aslında daha pek çok şey Hasan Saltık.

Time Dergisi tarafından “Türkiye’nin müzik antropoloğu” olarak tanımlanan Hasan Saltık kardeşimi geçen sene 2 Haziran’da geçirdiği bir kalp krizi sonucunda genç yaşında ebediyete yolcu ettik… Arkasında acı, hüzün, gözyaşı ile büyük bir keder ve burukluk bıraktı. Fakat yine arkasında Hasan Saltık’tan bize “KALAN” kocaman; sevgi, muhabbet, emek, dostluk, saygı, vefa, kayıt ve yayın olarak onlarca sanatçının binlerce eseri var.

Aslında Kalan Müzik ve Hasan Saltık ile ilgili her şeyi internette bulabilirsiniz. Bulmalı, bakmalı, Hasan’ımızı her yönü ile bilmeli, öğrenmeli ve tanımalısınız. Çünkü o, bu toprakların bütün tınılarının bugüne ulaşmasında ve sonsuza kadar kalıcı olmasında en çok emeği olanlardan birisi. Çünkü o; “…unutulmaya yüz tutmuş arşivlik kayıtlarını elinde bulunduran koleksiyonerlerden ve eski müzisyen ailelerinden derlediği etnomüzikolojik çalışmalar için önemli eserleri “Kalan Müzik” etiketi altında yayınlayan, bunun için hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan gönüllü bir emekçi. Çünkü o; müzik alanında yaptığı derinlikli alan araştırmaları ile ulusal Türk kültür mirası niteliğindeki özgün eserleri, ağıtları, türküleri gün yüzüne çıkaran ve bu ürünleri dünyanın en prestijli arşivlerinde, kütüphanelerinde ve konser salonlarında kitlelerle buluşturan müzik yapımcısı…”

İşte bu da bizim dostluğumuzun kısa öyküsü:

Araştırmacı – Gazeteci, Sanat Tarihçisi, Yazar kardeşim Ömer Faruk Şerifoğlu 1995 yılında bana geldi. “Abi, Kalan Müziğin sahibi Hasan Saltık seninle görüşmek, tanışmak istiyor. Babanız Tenekeci Mahmut ile ilgili bir projesi varmış.” dedi. Randevulaşıp Unkapanı Çarşısı (İMÇ) 6. Blokun üst katındaki Kalan Müziğe gittik. Bizi Nursel Hanım karşıladı. Hasan’ın içeride bir görüşmesi vardı. Hemen odasından çıktı. Güleç yüzlü, samimi, özgün bir bakışı vardı. Bizi arka taraftaki küçük ama çok “fonksiyonel” olan odasına davet etti. İçeride benim çok sevdiğim ve beğenerek dinlediğim sanatçılardan birisi olan Erkan Oğur vardı. Beni Erkan Usta’ya “Tenekeci Mahmut Güzelgöz Usta’nın oğlu Osman Güzelgöz” diye tanıttı. Çok güzel bir sohbet başladı aramızda. Urfa, Elazığ, türküler, ağıtlar, hoyratlar, gazeller, ustalar; derlemeler, kayıtlar, müzik arşivi ve daha pek çok konu konuştuk. Yemek söylendi, birlikte yemek yiyip muhabbetimizi sürdürdük. İşte 1995 yılında o gün başlayan çok özel dostluğumuz yıllar içerisinde yine çok güzel bir kardeşliğe dönüştü. O dönemde Babam Tenekeci Mahmut Güzelgöz’ün icralarından oluşan ve toplamı 3 CD olan 2 özel albüm çalışması yaptık birlikte. Bu eserler de arşive kazandırılmış oldu.

Beni kendi meşrebinden ve kültüründen dostlarına tanıtırken “Ali Osman Güzelgöz…” diye tanıtır ve hemen arkasından “Ali’si bizim, Osman’ı kendisinin!” derdi, o yüzüne çok yakışan tebessümü ile. Hep beraber gülerdik. Ben de “Hasan Dede ne derse öyledir…” diye tasdik ederdim. Yaklaşık 30 yıllık dostluk ve kardeşliğimizde bir kere bile “maddiyat” konuşmadık. Ankara ile ilgili kendisinin, ailesinin, dostlarının hangi işi olursa olsun yakından ilgilenir; her konuda önce beni arar, fikrimi sorardı. Yapabileceğim bir şey varsa yapmamı ister ya da yönlendirmemi beklerdi.

Hasan; zengin gönüllü, tatlı dilli, güler yüzlü, cömert, sağduyulu, hep pozitif düşünen ve hep olumlu davranan ve binlerce yıllık kültürel mirasımızın en önemli izlerini, eserlerini, yayınlarını, arşivini ve aynı zamanda dostluklarını, emeklerini “KALAN” markası ile arkasında bırakan bir insan… Tunceli Hozat’ta başlayan hayat yolculuğu tezgahtarlıktan fahri doktoraya ve kraliyet ödüllerine uzanmış, bin bir emek ve çile ile dolu ama bir o kadar da başarılı ve bereketli bir ömür…

Günümüz gençliği müziği; hele de türküyü, etnik müziği, otantik müziği bu kadar seviyor, biliyor, izliyor ve icra ediyorsa bunda en büyük pay sahiplerinden birisi Hasan’dır. O sadece Türkiye’de değil, Avrupa ve Amerika’da da bu anlamda çok iyi bilinen ve tanınan özel bir insandır. Hasan Saltık, her anlamda yerelden ulusala, ulusaldan evrensele çok önemli bir başarı hikayesidir.

Herkese çok şey bırakıp gitti Hasan Saltık. Bana da elbette. Ailesi ailemdir, dostları dostlarım… Kalan Müziğin kıdemlisi Nursel Hanım, her gittiğimde benimle ilgilenen bütün Kalan mensupları Hasan’ın emanetleridir. Yakın görüştüğüm, konuştuğum ve çok sevdiğim iki kadim dost: Ankara’da Gramofon Ali olarak bilinen Ali Olcay ve İstanbul’dan iş insanı Hünkâr Gülmez, Hasan’ımdan bana kalan yadigarlardır. Bu camiaya, müzik dünyasına ve bizlere, ölümünden önceki son kıymetli emanet ve armağanlarından biri de yürek yanıklığı, güzel ve özgün sesi ve muhteşem icraları ile ezgilerimize apayrı bir anlam kazandıran Çimen Yalçın kardeşimiz olmuştur.

Hasan Saltık dostumu, kardeşimi rahmetle anıyorum. Nurlar içerisinde olsun.

Değerli Saltık Ailemize ve bütün CAN dostlarımıza sabır diliyor ve Yunus gibi diyorum:

“Ten fanidir CAN ölmez, gidenler geri gelmez,
Ölür ise ten ölür, CANLAR ölesi değil…”

Konuyla ilgili videomuz:

Etiketler: Blog

Osman GÜZELGÖZ

Uluslararası (ICF) Onaylı; Yaşam Koçluğu, Eğitim ve Öğrenci Koçluğu, Aile ve İlişki Koçluğu, Yönetici Koçluğu sertifika programlarını tamamladı. Halen bu alanlarda Profesyonel Koçluk yapmaya; konferans, seminer ve eğitim vermeye devam ediyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.