Otantik, orijinal, özgün ve gerçek Urfa Sıra Geceleri ve Urfa’da Sıra Gezmek konusunu bir önceki video içeriğimizde ve yazımızda detaylı olarak sizlerle paylaşmıştık. Kültürümüzün en önemli geleneksel uygulamalarından birisi olan “Sıra Gecesi” etkili yaşanmışlıklara da şahitlik etmiş ve bizlere acı tatlı pek çok hatıra, pek çok öykü bırakmıştır. Uzun kış gecelerinde her hafta sıra ile bir arkadaşın evinde bir araya gelişin ismi olan “Sıra Gecesi” çoğu zaman akrabalıklardan daha önde ve öncelikli dostluklar, arkadaşlıklar tesis etmiş; Urfa’da herkesin hayatına “Sıra Arkadaşlığı” gibi özel bir kavram armağan etmiştir.

Bu geleneksel kültür mirasımızla ilgili detaylara ulaşabilmenizi konu ile ilgili video içeriğimiz ve yazımıza havale ederek bugün sizlere; Rahmetli Babacığımın bana ve öğrencilerine anlattığı bir hatırayı, sıra gecelerini daha iyi anlayabilmek ve özümsemek amacı ile aktarmak istiyorum:

Kış sezonunda her sıra grubu üyesine bir veya iki kez sıra gelir ve her üye, arkadaşlarını evinde misafir ederek sırasını yapar. Tüm üyeler de sıranın kendisine gelmesini heyecanla, özlemle bekler. Arkadaşlarını evinde ağırlamak, ikramda bulunmak, her sırada yaşanan ahengin kendi evinde de yaşanmasına ev sahipliği yapmak herkes için çok ama çok önemlidir.

Bu gruplardan birinin o geceki sırası aynı zamanda o sıranın başkanı da olan Mehmet isimli bir Urfalı gencin evindedir. Hazırlıklar çok önceden başlamıştır. Misafirlerin ağırlanacağı odanın temizliği ve bakımı yapılır. Sergiler ve sırt yastıkları kontrol edilir. Bir hafta önceden acı kahve (mırra) kaynatılmaya, kıvamı tutturulmaya başlanır. Tatlı yapılacaksa en özel ev tatlısı hazırlanır. Çiğköfte malzemeleri, özellikle de çiğköftenin özel olarak alınan eti olan “kara et” özenle seçilip alınır. Yeşillikler temizlenir ve kara et, et taşında et tokmağı ile dövülür. Artık her şey tamamdır ve Mehmet’in sıra arkadaşlarının gelmesi beklenmektedir.

Daha önceden bir hastalığı olan Mehmet heyecanla ve gururla arkadaşlarını ağırlamayı beklerken ani bir kriz geçirerek hayatını kaybeder. Bütün evi ve aileyi büyük bir acı ve keder kaplar. Mehmet’in annesi ve kardeşleri ağıt yakmakta, acı ile kıvranmaktadır. Babaları hemen devreye girer ve Mehmet’in cenazesini uygun bir odaya taşıtır. Bütün aileyi başına toplar ve onlara şunları söyler:

“Mehmet’imizi yitirmenin acısını yaşıyoruz. Kederliyiz. Onu hepimiz çok seviyorduk. Acımızı yine yaşayalım, ağlayalım ama şimdi değil! Çünkü oğlumuz yaşasaydı, son arzusu bu geceki sırasını en mükemmel şekilde yaşamak ve arkadaşlarını layıkıyla misafir etmek değil miydi? O zaman bize oğlumuzun son arzusunu yerine getirmek ve bu sırayı en güzel şekilde tamamlamak düşer. Her şeye rağmen bunu Mehmet’imiz için yapmalıyız. Şimdi sizden rica ediyorum; sessizce ağlayıp acınızı yaşayabilirsiniz. Ben de öyle yapacağım. Ama aynı zamanda oğlumuzun en çok istediği ve onu en çok mutlu edecek hizmeti yapacağız. Bu sıra gecesi Mehmet’in istediği gibi yapılacak. Kalkmalarına yakın ben durumu arkadaşlarına açıklarım…”

Biraz sonra sıra arkadaşları gelmeye başlar. Tabii ki her gelen misafir Mehmet’i sorar hemen. Mehmet’in babası ve kardeşleri bütün misafirleri karşılayıp hoş geldiniz faslını tamamlar. Sonra Mehmet’in babası “Biliyorum, arkadaşınızı merak ediyorsunuz. Kendisinin de bizim de istemediğimiz bir gelişme oldu. Bir durum yaşandı. Arkadaşınız bu nedenle acil olarak bir yere gitti. Onun en çok istediği şey sizi misafir etmek ve sırasını en güzel şekilde yapmaktı. Siz ahenginize, keyfinize bakın, sıranızı en güzel şekilde yaşayın…” der. O zamanlar kimsenin cep telefonu veya anlık haberleşme imkânı da yok tabii. Selamlaşma faslından sonra acı kahve ve arkasından da çay ikram edilir. Arada sürekli olarak arkadaşlarını sorarlar ama Mehmet’in kardeşleri ve babası hep aynı cevabı verir. Sıra Arkadaşları arasında muhabbet, sohbet, şakalaşma; mesleki gelişmeleri, mahalleleri veya esnaflıkları ile ilgili durumların, memleket meselelerinin konuşulması şeklinde sıranın akışı devam eder. Ama ortamda bir burukluk hissedilir. Misafirler, sıra arkadaşlarını çok merak etmeye başlarlar. Ancak ailevi bir durum veya gelişme olabilir diye de çok üstelemek istemezler.

Çiğköfte ve tatlı ikramından sonra sıranın bitmesine ve misafirlerin kalkışına yakın Mehmet’in babası, tekrar katılır aralarına ve bütün gerçeği onlara şu şekilde açıklar.

“Sizler de benim evlatlarımsınız; Mehmet sizin sıra arkadaşınız, kardeşiniz. Sizi beklerken arkadaşınız ani bir kriz geçirdi ve vefat etti. Hepimizin acısı büyük. Oğlumuzun son arzusu bu sırayı eksiksiz yapmak ve sizleri kendi evinde, kendi sırasında ağırlamaktı. Biz de onu çok mutlu edecek son arzusunu yerine getirdik. Şu ana kadar vazife bizimdi. Artık gerçeği biliyorsunuz ve vazife sizin…”

Bütün arkadaşlar adeta yıkılır. Bu ani ölümün acısını aile ile birlikte yaşayıp paylaşırlar. Mehmet’in başında dua edip sabaha kadar beklerler. Ertesi gün cenaze ve defin hazırlıklarını sıra arkadaşları yapar ve Mehmet’i toprağa verirler. Bütün arkadaşları, ailesi ile birlikte Mehmet’in taziyesinde 3 gün boyunca oturur ve başsağlığı ziyaretlerini kabul ederler…

Sıra Gezmek veya Sıra Gecesinin yeri ve önemi bu işte! Bizim kültürümüzde “arkadaşlığın” yeri ve önemi bu… Kültürümüzü zenginleştiren geleneksel uygulamalarımızı böyle bilmek, böyle yaşayıp böyle yaşatmak bizi biz yapan en önemli gerçeklerden biri…

Yapılışı ve icrası nasıl olursa olsun, hangi etkinlik şekline katılırsanız katılın, “Urfa Sıra Gecesi” dendiğinde umarım her anlattığımda beni ağlatan bu öyküyü unutmazsınız…

Konuyla ilgili videomuz:

Etiketler: Blog

Osman GÜZELGÖZ

Uluslararası (ICF) Onaylı; Yaşam Koçluğu, Eğitim ve Öğrenci Koçluğu, Aile ve İlişki Koçluğu, Yönetici Koçluğu sertifika programlarını tamamladı. Halen bu alanlarda Profesyonel Koçluk yapmaya; konferans, seminer ve eğitim vermeye devam ediyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.