“Hayatımıza Dokunan Portreler”i konuşmaya başladığımızda kendi kendimize bazı kriterler belirlemiştik. Bunlardan en önemlisi, portresini sizlerle paylaşacağımız hayatımıza dokunan kişinin “Yerelden Ulusala… Ulusaldan Evrensele…” bir yürüyüş gerçekleştirmiş olması idi. Yaptıkları, yazdıkları, fikir ve düşünceleri, konuştukları, aksiyonları, eserleri, kitapları; öğrettikleri ve öğrencileri ile yürüyen bu insanların hayatlarımıza dokunmuş olması önemliydi bizim için.

Çok şükür ki hayatımızda her birisi kendi alanında bu yürüyüşü gerçekleştirmiş olan; örnek kişilikleri, emek ve eserleri ile hayatımıza dokunarak çocukluğumuzu, gençliğimizi ve hayatımızın pek çok evresini şekillendirmiş insanlar var. Ben özellikle kendimi bu anlamda çok şanslı sayarım. İkliminde bulunmak, bizzat tanışıp görüşmek, ses ve nefeslerinden, söz ve özlerinden istifade etmek çerçevesinde Hayatımıza Dokunan Portreleri sizlerle de paylaşmanın mutluluğunu yaşıyorum.

Prof. Dr. Abdülkadir KARAHAN Hocamız işte bu insanların en önemli ve özel olanlarından biri. Bizim topraklarımızın insanı… Urfa’nın Siverek ilçesinde doğmuş, Siverek eşrafından hatırlı bir ailenin çocuğu. Yani yerelin bütün değerlerine, köküne, toprağına, özellik ve zenginliklerine sahip. Sonra, döneminin zor şartlarına rağmen çabası, ısrarı, azmi ile bu toprakların bütün değerlerini de alarak kendini ulusala taşımış. Daha sonra da evrensel anlamda tanınan, bilinen, saygı duyulan bir ilim ve bilim adamı olmayı başarmış.

İnternette arama motorlarına “Prof. Dr. Abdülkadir KARAHAN” yazınca elbette çok sayıda sonuç, detay ve bilgi bulabilirsiniz. Ben, daha çok bizim hayatımıza dokunduğu farklı özellikleri ile özgün bir portre sunmaya çalışıyorum.

Prof. Dr. Abdülkadir KARAHAN çok azimli, çalışkan, zeki ve araştırmacı bir öğrenci; daha sonra idealist, üretken ve hedefleri olan bir öğretmendi. Genç yaşlarda şair ve yazar; aynı zamanda düşünce ve aksiyon insanıydı. Çok özgün bir bilim adamı; alim ve fazıl bir üniversite hocası… Hocaların da hocası!

Klasik Türk Edebiyatının en önde gelen isimlerinden birisi Karahan Hocamız. “Türkçeye hakkını veren yazar…” olarak geçmiş kayıtlara. Yazdıkları, konuştukları, eserleri, öğrettikleri ve duruşu ile hep örnek alınmış ve saygı duyulmuş. Divan Edebiyatımızın hemen hemen bütün şairleri hakkında çalışmaları, eserleri, kitapları var. Zaten Prof. Dr. Abdülkadir KARAHAN denilince aklımıza hemen Fuzuli ve Nabi gibi büyük divan şairleri geliyor. Muhammed İkbal geliyor ve mutlaka “Kırk Hadis” çalışması hatırlanıyor.

Hocamız, memleketine olan eşsiz muhabbet ve bağlılığını da sözde bırakmadı ve ömrünün son yıllarında bütün kitaplarıyla bazı hususi eşyalarını Urfa’da kendi adına yapılacak bir kütüphaneye bağışladı. Dönemin Valisi Ziyaeddin Akbulut Bey, Eski Belediye Başkanımız ve Milletvekilimiz İ. Halil Çelik Ağabeyimiz ve yine dönemin Vali Muavini Hasan Duruer Bey’in yönetimi, iradesi, takip ve emekleri ile Prof. Dr. Abdülkadir KARAHAN Kütüphanesi Urfamıza kazandırıldı.

Bu konuda ve Karahan Hocamızın her anlamda hayatımıza dokunması hususunda Av. Şevket Küçük, o dönem İstanbul Şanlıurfa Dayanışma Derneği Başkanımız olan M. Faruk Bayrak, Müslüm Ülgen Abimiz, bu kütüphaneye uzun yıllar sorumlu olarak hizmet eden Eyüp Azlal kardeşimiz gibi isimlerin samimi çabalarını da unutmamamız gerekir.

Tek başına bu kütüphane bile Prof. Dr. Abdülkadir Karahan Hocamızın bizim için ne kadar önemli ve değerli olduğunu göstermeye yeter aslında. Çünkü bilgisini ve sahip olduklarını sadece kendine saklayan pek çok insan tanıyoruz. Karahan Hocamız hayatı boyunca ortaya koyduğu kendine mahsus duruşunu memleketi adına bu hareketi ile adeta taçlandırmış ve herkese örnek gösterilecek önemli bir eser bırakmıştır.

Prof. Dr. Abdülkadir KARAHAN Hocamızı tanıyıp yaşarken yukarıda saydığımız isimlerle birlikte hayatımıza kendi ailesinden çok kıymetli isimler de dokunmuş oldu. Bunların başında da Saygıdeğer Eşi Süreyya Ablamız geliyor. Merhume Süreyya Karahan Ablamız çok özel bir anne, abla ve hanımefendi idi. Karahan Hocamızın kızı Prof. Dr. Zeynep Armağan Karahan Uslu Hocamız ve Değerli Eşi İbrahim Uslu Bey bu vesile ile Karahan Hocamızın emanetleri ve bizim için değerli insanlar olarak hayatımızda varlar.

İstanbul’da bulunduğumuz ve Şanlıurfa Dayanışma Derneği’nde görev yaptığımız dönemde Hocamızla daha sık birlikte olduk. İlerlemiş yaşına rağmen bütün programlara katılmaya çalışır ve bu dinamizmi ile hepimize örnek olurdu. Evine ziyarete gittiğimizde bizi en iyi şekilde ağırlar, hepimizle sohbet eder, bize  hatıralarını anlatır ve çıkarken de cüzdanından çıkardığı cedit paralardan 10 veya 20 lira “harçlık” verirdi bize.

Benim çok hususi sohbetim, röportajlarım, dertleşmelerim oldu Kıymetli Hocamızla. Çok değerli ve unutamadığım anılarım var. Beni ne çok sevdiğini gösterme biçimi bugün bile gözlerimin önünde… Keyfi yerinde ve sohbetimizden memnun kalmışsa çıkışta herkese 10 lira verirken bana bazen en gıcır gıcır olanından 20 lira verirdi. Sonra da kulağıma eğilip “Bunun kıymetini bil…” derdi.

Karahan Hocamız bizim için sadece öğreten, yazan ve konuşan biri değil; şahsiyeti, hareketleri, sözleri, duruşu ve aksiyonerliği ile de hayatımıza dokunan en özel insanlardan birisi olmuştur.

O bir vefa insanı idi. Memleketine, ailesine, ülkesine, üniversitesine, öğrencilerine, bilgisine, dostlarına karşı hep vefalı olmuş özel bir portre, Abdülkadir KARAHAN Hocamız.

Kendisini şükranla, minnetle ve rahmetle anıyoruz…

Konuyla ilgili videomuz:

Etiketler: Blog

Osman GÜZELGÖZ

Uluslararası (ICF) Onaylı; Yaşam Koçluğu, Eğitim ve Öğrenci Koçluğu, Aile ve İlişki Koçluğu, Yönetici Koçluğu sertifika programlarını tamamladı. Halen bu alanlarda Profesyonel Koçluk yapmaya; konferans, seminer ve eğitim vermeye devam ediyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.