Biz toplamda 12, şu anda yaşayan 10 kardeşiz. Urfa’nın Eyyubiye Mahallesinde tek odalı, avlulu; mutfağı ve tuvaleti avlunun ayrı ayrı köşelerinde olan mütevazı bir evde doğup büyüdük. Belki maddi bakımdan biraz yoksulluk, yoksunluk ve sıkıntı içinde geçti çocukluğumuz. Fakat daha çok annemizin eşsiz sevgisi, çabası, emeği; babamızın haysiyet ve itibarı, ailesi ve çocukları üzerindeki kuşatıcılığı, koruyuculuğu, hayata karşı dik duruşu ve onurlu mücadelesi büyüttü bizi. Mutluyduk. Yetinmeyi biliyorduk. Babamızın bizi geçindirme mücadelesine çok erken yaşlarda katıldık. Abim ilkokula başlarken bir diş hekiminin yanına çırak olarak girmiş, ilkokulu bitirdikten sonra okula değil çalışmaya devam etmek durumunda kalmıştı. O, hayatı boyunca hep çalıştı. İlerlemiş yaşına rağmen de hala çalışıyor ailesi ve çocukları için. Tıpkı babam gibi…

Ben de 6 yaşında terzi çırağı olarak bu mücadeleye adım atmıştım. Yıllarca çalıştım Ustam Hacı Halil Kırıkçı’nın yanında. Babamdan sonraki en önemli öğretmenim ve yaşam koçum bu ustamdır işte. 8 yaşında ilkokula başladım. Okuma yazmayı biliyor, basit matematiksel işlemleri yapabiliyordum. İlkokuldan sonra da her yaz tatilinde mutlaka çalışıp harçlığımı biriktirerek okula ve mücadeleye devam ettim. Bu mücadelem tıpkı Babamın ve Abiminki gibi her anlamda hala devam ediyor.

Rahmetli Babacığım (Tenekeci Mahmut Güzelgöz) bize sık sık şu ifadelerle yol gösterirdi:

“Kim ne yaparsa kendine yapar. Kırk kişi birleşse bir insanı rezil edemez. Ama bir insan kendi kendini rezil de edebilir vezir de!..”

Daha pek çok öğrettiklerinin ve gösterdiklerinin içerisinde hepimizin hayat mücadelesinin ve başarısının anahtar cümleleri bunlardı. Yaşantısı, kararları, iradesi, karakter ve kişiliği ile söylediklerini aynı zamanda bize hissettirerek yaşatırdı Babam. Bunların etkisi ve kalıcılığı da bundandı sanırım.

Diğer detaylarını başka yazılarımda da zaman zaman aktardığım ve sizlerle paylaşmaya devam edeceğim bu mücadelenin özü benim hayat bercestemi, yaşam mottomu oluşturuyor aynı zamanda. Onu da şu cümle ile ifade ediyorum sık sık:

“Her şeye değer bulduklarımız için her şeye rağmeni başarmalıyız; başarabiliriz…”

Babamın, Annemin, Abimin, diğer kardeşlerimin; ustamın, öğretmenlerimin, bana rehberlik eden diğer kişilerin bende bıraktığı izlerin izahı da işte bu mottoda gizli. Çünkü onlar da emek verdikleri bizleri her şeye değer buluyorlardı. Bunu da samimi çabaları, sevgi ve emekleri ile ortaya koyuyor, her şeye rağmen mücadeleye devam ediyorlardı. En zor şartlarda bile bu “her şeye rağmen” anlayışından asla vazgeçmiyorlardı…

Ben de her şeye değer bulduklarım için her şeye rağmeni başaracağıma hep inandım. Asla vazgeçmedim. Yılmadım. Kendim, ailem, sevdiklerim hatta bütün insanlık için yapabileceklerim olduğunu düşündüm. Bütün yaratılmışları Yaratan’dan ötürü kıymetli ve her şeye değer bulup yoluma devam ettim. Ediyorum…

Zaten bütün BAŞARI öykülerinin kahramanlarının hayatlarının özetini de bu anlayış, bu yaklaşım ve bu motto anlatır. Başaracağına, hedefine ulaşacağına özellikle kendi potansiyeline inanarak denemeye devam etmek. Kendini yolda bırakmamak. Vazgeçmemek. Varsayımlara, bahanelere, olumsuzluklara, öğrenilmiş çaresizliklere sığınmamak. Hedeflerini her şeye değer bulmak ve hedefe her şeye rağmen ulaşacaklarına olan inançlarını ve kendilerine olan güvenlerini korumayı bilmek…

Şimdi kendimiz, ailemiz, sevdiklerimiz hatta bütün insanlık için gerçekten bir şeyler yapmak, mücadele etmek, hedef belirlemek, bu hedefe ulaşmak için çaba göstermek, sağlık ve huzur içerisinde hayatın hakkını vermek istiyorsak kendimize sık sık şunları sormalıyız bence:

Bunu gerçekten istiyor muyum?

Her şeye rağmen bunu yapmak istiyor muyum?

Bunu kim için yapacaksam O’nu her şeye değer buluyor muyum?

Her şeye değer bulduklarım için her şeye rağmen başaracağıma inanıyor muyum?

Her şeye rağmen başaracağıma olan inancımla yapmam gerekenleri yaptım mı?

Bu anlayış ve güvenle başka neler yapabilirim?

Bu soruları cevaplarken hatırlayalım: “Kim ne yaparsa kendine yapar…”

Bugün hedeflerine ulaşmış olanlar, ortaya emek ve eser koyanlar, yani BAŞARMIŞ olanlar her şeye değer buldukları için her şeye rağmeni başaracaklarına inananlardır.

Unutmayalım: “Her şeye rağmen, kim ne yaparsa kendine yapar. Kırk kişi birleşse bir insanı rezil edemez. Ama bir insan isterse kendini rezil de edebilir… Vezir de!..”

Konuyla ilgili videomuz:

Etiketler: Blog

Osman GÜZELGÖZ

Uluslararası (ICF) Onaylı; Yaşam Koçluğu, Eğitim ve Öğrenci Koçluğu, Aile ve İlişki Koçluğu, Yönetici Koçluğu sertifika programlarını tamamladı. Halen bu alanlarda Profesyonel Koçluk yapmaya; konferans, seminer ve eğitim vermeye devam ediyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir