Nasıl çocuk yetiştirdiğimizle ilgili epey konuştuk, yazdık. Siz de bizi izlediniz, okudunuz, değerlendirdiniz. Kimi zaman tepki verdiniz, eleştirdiniz; kimi zaman ise “Çok haklısınız!” dediniz. Şimdi gelin bu konu ile ilgili bütün yazdıklarımızı ve konuştuklarımızı aşama aşama özetleyelim.

Buyurun size 7 Adımda “İyi Çocuk” Yetiştirmenin Sırları:

  1. Adım:

KENDİNİZE GÖRE VE KENDİNİZ İÇİN DEĞİL,

KENDİSİNE GÖRE ve KENDİSİ İÇİN ÇOCUK YETİŞİRİN!

Çocuklarınızı malınız, mülkünüz gibi; sahip olduğunuz birer emtia gibi görmeyin. Kendi doğrularınızı çocuklarınıza bu mantıkla dayatmayın. Bu şekilde büyüyen çocuklar, ebeveynleri bir gün çekip gittikten sonra kendileri olamayacak ve hayatın sert fırtınaları ile karşılaştıklarında bocalayıp duracaklar. Yanlış yapacaklar. Korkuları, kaygıları, endişeleri olacak. Bırakın çocuklarınız birey olsun, özgür düşünebilsin; her şeye rağmen “kendisi” olabilsin.

2. Adım:

SİZİN DÜNYANIZA GÖRE DEĞİL

ÇOCUĞUNUZUN, KENDİ DÜNYASINA GÖRE YETİŞMESİNİ SAĞLAYIN…

Anne ve babaların bir ısrarı da çocuklarını illa kendi dünyalarına göre yetiştirmek istemeleri. Ama göz ardı edilen bir şey var: Sizin zamanınıza, çağınıza, dünyanıza göre yetiştirilirlerse gelecekte karşılaşacakları pek çok değişime adapte olmakta zorlanmayacak mı bu çocuklar? Şimdi bile sizin dünyanıza intibak etmek sorunu yaşamıyorlar mı? Görmüyor musunuz bunu? Zaman, teknoloji, dünya, iletişim, insan, ihtiyaçlar, beklentiler, refleksler hızla değişiyor, farkında değil misiniz? Çocuklarınız da sizler gibi “kayıp kuşaklar” arasında mı kaybolup gitsin?

Evinizi kendinize göre tasarladınız. Mobilyalarınızı kendinize göre aldınız. Aksesuarlarınızı, biblolarınızı, tablolarınızı kendinize ve eve gelecek misafirlere göre seçtiniz! Çocuklarınızın da ismini, takımını, okulunu, mesleğini seçtiniz! Yetmedi mi? Onların zihnini, ruhunu hatta bedenini bile kendi keyfinize, kendi tercihlerinize, kendi dünyanıza göre şekillendiriyorsunuz. Pes yani, diyerek 1. Adımı ve bundan sonraki adımları lütfen daha dikkatli değerlendirin uyarısını yapabiliyorum ancak!

3.Adım:

ÇOCUĞUNUZU SİZE GÖRE BÜYÜTMEYİN!

MÜMKÜNSE SİZ ONUNLA BÜYÜYÜN…

Akıllı, çokbilmiş, erken olgunlaşmış görünen çocuklara “Büyümüş de küçülmüş…” benzetmesi yapıyoruz değil mi? Çocuklarınızın asla böyle “büyümüş” olmasını dilemeyin, istemeyin. Çabucak büyümesin çocuklar. Bizler gibi huzursuz mutsuz, umutsuz “büyükler” olmaktansa çocuk kalmaları daha iyi olmaz mı? Tertemiz sayfaları, tertemiz fıtratları ile bırakın bütün çocuklar kendi çocukluklarını yaşasın. Büyümüş de küçülmüş olmasınlar. Mümkünse siz onlarla çocuk olun. Çocuklarınıza “büyüklük” taslamayın. Bırakın, o size çocukluk taslasın!

Çocukları hissedin, anlayın. Yapabiliyorsanız çocuklarınıza “duygudaşlık” yapın…
Bebekliğini, çocukluğunu sindire sindire yaşayan, bunun hazzını ve mutluluğunu iliklerine kadar hissederek kendi doğal seyri içerisinde normal büyüyen çocuklar daha mutlu, daha umutlu ve huzurlu olurlar. Her şeyin hormonlusunu yiyip içiyor ve kullanıyorsunuz. Hiç olmazsa çocuklarınızın hormonlu büyümesini istemeyin. Siz kendi hormonlarınızdan arınmaya çalışıp çocukluğa dönün. Yani çocuklarınıza dönün!

4.Adım:

ÇOCUKLARINIZIN YERİNE HER İŞİ YAPMAYIN!

BIRAKIN KENDİ İŞLERİNİ KENDİLERİ YAPSINLAR…

Anneler, babalar; özellikle de nineler, dedeler ipin ucunu iyice kaçırmış durumdalar. Çocuklarına, torunlarına kıyamadıkları için onların yerine her şeyi kendileri yapıyorlar. Neredeyse lokmaları bile önce kendileri çiğneyip sonra çocukların ağzına koyacaklar! Aslında bu durumun iki sebebi var. Birincisi, sözüm ona “kıyamamak”, çocuklarına verdikleri kıymet ifadesi yani. İkincisi ise “Sen bilmezsin. Sen yapamazsın; kırarsın, dökersin, bozarsın!” mantığı… İkisi de yanlış. Böyle yetiştirilen çocuklar birey olmayı nasıl başaracaklar? Nasıl sorumluluk üstlenecekler? Zorlukları nasıl yenecekler? Güçlükleri nasıl aşacaklar? “Yaşama sebebim!’” dediğiniz çocuklar bırakın kendi yaşamlarını ilgilendiren her işi kendileri yapsın. Yemeğini kendisi yesin. Döksün, kırsın, bozsun! Ne olur ki? Sadece kendi kendilerine önemli bir zarar vermemelerini sağlayın yeter. Gölge etmeyin çocuklara! Unutmayın ki onlar kırarak, dökerek, bozarak; düşüp kalkarak büyüyecekler…

5.Adım:

ÇOCUĞUNUZUN ÖNEMLİ YAŞ DÖNEMLERİNİ SAKIN KAÇIRMAYIN!

Çocuklarınız ana rahmine düştükleri andan itibaren bazı özelliklere sahiptir. Bunların en önemlisi annenin hamilelikte yaşadığı duyguların bebeğe doğrudan yansıması, yani bebeğin oluşumunun ve gelişiminin buna uygun olmasıdır. Bunlar belki yaşananların akılda kalması şeklinde değildir fakat bu dönemdeki algılar bebekte duyular ve hisler şeklinde depolanır. Çocuk yetiştirmenin hassasiyeti bu dönemden itibaren başlamalıdır.

Daha sonra 0-3 yaş dönemi bebek ve çocukların beden, zihin ve ruh gelişimi bakımından oldukça önemlidir. Bebekler bu ilk yaşlarda; kendisini güvende hissetmek, ihtiyaçlarının duygusal bir sıcaklık içerisinde yerine getirildiği bir sevgiyle kucaklanmak olarak özetleyebileceğimiz bir ilgi ve ilişkiye gereksinim duyar. Bu bakımdan çocuklarınızla, hayatlarının en başından itibaren sağlıklı bir ilişki kurmanız, onunla kaliteli zaman geçirmeniz çok çok önemlidir.

Daha sonra 4 yaş 4 ay 4 gün dönemi gelir. 444 Formülümü sakın unutmayın! Bu dönem çocuklarımızın zihinlerinin en berrak; her türlü bilgiyi kaydetmeye, ezberlemeye, muhafaza etmeye açık ve uygun olduğu dönemdir. Bu dönemde çocuğunuzun size göre değil ”kendisine göre ve kendisi için öğrenmek” gibi bir yaklaşıma ihtiyacı olduğunu unutmayın. Gereksiz, olumsuz, sırf sizi tatmin ve mutlu edecek çer çöple çocuğun zihnini, bilinçaltını doldurmayın lütfen.

Daha sonra 7 ve 11 yaş dönemleri geliyor. Bütün bu dönemler ve konularla ilgili uzmanların, eğitimcilerin, aile danışmanlarının özgün ve çok faydalı çalışmalarını bulup dikkatli bir biçimde okuyabilir ve çocuğunuzun bu önemli dönemlerini kaçırmadan “İyi Çocuk Yetiştirmek” konusunda üzerinize düşeni yapabilirsiniz.

6.Adım:

ÇOCUĞUNUZA ASLA YALAN SÖYLEMEYİN! DÜRÜST OLUN!

Çocuğunuzla kuracağınız iletişimin en önemli unsuru en baştan itibaren ve her zaman “dürüstlük” olsun. İlk olarak kendinize yalan söylemeyin ama çocuğunuza da hiç yalan söylemeyin. Israrla “Çocuğum yalan söyleme bak; yalan söyleyeni Allah çarpar!” diyen bir anneye çocuğunun verdiği cevap çok ilginçtir: “Çarpmaz anne, Allah çarpmaz! Sen ve babam sürekli olarak birbirinize yalan söylüyorsunuz; çarpsaydı Allah sizi çarpardı!” Sizce başka söze hacet kaldı mı?

7.Adım:

ÇOCUKLARINIZI KENDİNE YETEN VE

SAHİP OLDUKLARI İLE YETİNEBİLEN İNSANLAR OLARAK YETİŞTİRİN!

Kendimize yetmenin ve sahip olduklarımızla yetinmenin FARKINDALIĞI bugünün çocuklarından esirgenen en önemli hakikattir. Ebeveynler çocuklarını şımartmak adına birbirleri (komşuları, arkadaş çevreleri, sosyal medya takipçileri) ile adeta yarış halindeler. Çocuklarını ödüllendirdiklerini zanneden bu anne babalar çok büyük bir yanlış yaptıklarının ve aslında çocuklarını cezalandırdıklarının farkında değiller.

Her istediği kendisine anında alınan bu çocuklar sahip olduklarının nasıl farkında olabilirler ki! Sahip olduklarının binde biriyle bile çok çok mutlu olabilecek yaşıtlarının varlığını bu çocuklara nasıl anlatabiliriz? Bu çocuklar yarın istedikleri herhangi bir şeye ulaşamaz, edinemez veya istediklerini bulamazlarsa akıllarında, ruhlarında nasıl bir fırtına kopacak, biz bunun farkında mıyız?

Çocuklarınızın odalarını, dolaplarını; zihinlerini, ruhlarını çok eşya ile doldurmak belki sizi mutlu ediyordur. Belki çevrenizle sürdürdüğünüz çocuk şımartma yarışmasında sizi bir adım öne çıkarıyordur. Belki kendileri de bunlar alındığı zaman anlık bir mutluluk hissediyor olabilir. Peki ya sonra?

Siz kendinizi tatmin etmek, kendinize göre, kendiniz için, kendi dünyanız adına çocuk yetiştirmek ısrarınızı sürdürüyorsunuz. Kendiniz kendinize yetmediğiniz ve sahip olduklarınızla yetinmediğiniz için sözüm ona çocuklarınızı şımartmak istiyor ve gördüğünüz ya da onun istediği her şeyi çocuğunuza alıyorsunuz. Sizce iyi mi yapıyorsunuz? Çocuğunuza iyilik mi yapıyorsunuz? Hayır!

Sizin için, ailelerimiz için, toplumumuz ve geleceğimiz için asıl iyilik şudur:

Çocuğunuzu kendi kendine yetecek ve sahip oldukları ile yetinecek şekilde erdem, değer, inanç; iyilik, güzellik ve dürüstlükle yetiştirmek… 

Konuyla ilgili videomuz:

Etiketler: Blog

Osman GÜZELGÖZ

Uluslararası (ICF) Onaylı; Yaşam Koçluğu, Eğitim ve Öğrenci Koçluğu, Aile ve İlişki Koçluğu, Yönetici Koçluğu sertifika programlarını tamamladı. Halen bu alanlarda Profesyonel Koçluk yapmaya; konferans, seminer ve eğitim vermeye devam ediyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir