“Siz de maganda mısınız?” başlıklı bir önceki yazımızda da belirttiğimiz gibi; sözlüklerde magandalık genel olarak “kabalık ve görgüsüzlük” olarak tanımlanıyor. Toplumun çoğunluğu tarafından geçerli kabul edilen değerlere aykırı bulunan ve yadırganan davranışlar bunlar. Gördüğünüzde yadırgadığınız veya yaptığınızda yadırgandığınız; geçici olarak sizi memnun ediyormuş gibi görünse bile aslında pek çok insanı rahatsız eden hal ve hareketler, davranışlar, kabalıklar ve görgüsüzlükler yani…

Sizlere “Yapıldığında yadırgadığınız, yaptığınızda ise yadırgandığınız; çevreye rahatsızlık veren magandalıkları bize yazın lütfen.” demiştik. Sosyal medya hesaplarımıza, yazı ve videolarımızın yorum bölümlerine gönderdiğiniz rahatsız edici kabalık ve görgüsüzlükler oldukça fazla.

İsterseniz, asıl söyleyeceklerimizi bu yazının sonuna bırakıp öncelikle Toplumsal Magandalık örneklerinden bir“çeşitleme” yapalım:

  • Trafik ışıklarında beklerken henüz sarı ışık yanmak üzereyken veya yanar yanmaz arkanızdaki aracın sürücüsünün hemen kornaya basması, sanki orada bekleyip piknik yapacakmışsınız gibi kornaya asılmakta ısrar etmesi…
  • Bunun dışında da insanımızın, kornaya basma merakını her vesile ile sergilemesi… Bir yere geldiğinde “Ben geldim.”  diye; giderken de “Görüşürüz!” diye kornaya basması… Bazı sürücülerin gecikmiş olduğu yere yetişmek veya sadece istediği hıza ulaşabilmek için ısrarla size selektör yapması ve yine kornaya asılarak sizi taciz etmesi… Emniyet şeridinin işgal ve ihlal edilmesi…
  • Sanki kendileri doğuştan usta şoförlermiş gibi, trafiğe yeni çıkmış acemi -özellikle de kadın- sürücülerin sıkıştırılması; el kol hareketleri, küfür ve bağrışmalarla bu insanların taciz edilmeleri…
  • Gerekse de gerekmese de; yetkisi, hakkı ve izni olsa da olmasa da eline güç ve imkân geçiren pek çok kişinin trafikte siren ve çakar kullanması…
  • Düğün eğlencesi ve asker uğurlama merasimlerinde konvoy oluşturup neredeyse tüm trafik kurallarının adeta yok sayılması, trafiğin alt üst edilmesi, havaya ateş edilmesi…
  • Aracın camını açarak dışarıya (yolun ortasına, otoyol kenarlarına, kaldırımlara) çöp, kâğıt, izmarit atılması…
  • Kaldırımlara, yolun neredeyse tamamına, yaya geçitlerine, engelli geçişlerine araç park edilmesi…
  • İtfaiye araçlarına ve özellikle ambulanslara zamanında ve acil olarak yol verilmemesi…
  • Araçlarda gecenin geç saatlerinde bile herkesi rahatsız edecek şekilde yüksek sesle müzik açılması…
  • Toplu taşıma araçlarında ayakta duramayacak kimselere karşı hoşgörülü olunmaması… Oturan insanların da kollarını, bacaklarını, kıyafetlerini, çantalarını yanındakilerin özel alanlarını ihlal edecek şekilde yayılarak oturmaları…
  • Apartmanlarda üst katlardan aşağıya hala sofra silkelenebiliyor olması… Gecenin ilerlemiş saatlerinde matkap, çamaşır yıkama veya kurutma makinesi, elektrikli süpürge çalıştırılması… Bahçeye, yerlere, balkon altlarına çöp veya izmarit atılması…
  • Piknik alanlarımızda her türlü “uygunsuz” kıyafetle oturulması, gezilmesi… Çevre temizliğine, çöplerin toplanmasına önem verilmemesi ve yakılan ateşlerin tamamen söndürülmemesi…
  • Kafe, lokanta, restoran, sinema, toplu taşıma araçları gibi umumi mekânlarda çok yüksek sesle konuşmak ve gülmek… Herkesi rahatsız ettiği görüldüğü halde yapanların bunu umursamaması…
  • Garsonlara “Baksana!” diye hitap edilmesi… Gişe memurlarına, kasiyerlere, kamu personeline, hizmet sunan diğer elemanlara kaba davranılması… Hizmet satın alınırken hizmeti sunanın da satın alındığının zannedilmesi
  • Çekilen acılara, ölümlere, bütün risklere rağmen hala maske takmamakta; mesafeye dikkat etmemekte ve hijyene gereken önemi vermemekte ısrar edilmesi… Hala taziye ve düğün yapılabiliyor, plajlara akın edilebiliyor, kalabalık pikniklere gidilebiliyor; vaka, hastalık ve ölüm artışlarına sebep olduğumuzun görmezden gelinebiliyor olması…
  • Bazı anne  ve babaların hem birbirlerine hem de çocuklarına ağza alınmayacak kaba hitaplarda bulunması ve sürekli bağırıp çağırarak konuşması… Toplum içerisinde ve genel mekânlarda bile eşlerin birbirlerine veya çocuklarına “Aptal mısın? Şapşal mısın? Sakar mısın? Geri zekâlı mısın?” şeklinde hitap etmeleri…
  • Kadınlara, çocuklara, hayvanlara, doğaya yani aslında fiziken veya ruhsal açıdan kendinden zayıf varsayılan canlılara sözlü veya fiziki şiddet uygulanması…
  • Bazı insanların, gerekmediği ve sorulmadığı halde ısrarla makamını, mevkiini, gücünü, çevresini, titrini herkesin (özellikle hizmet sunan görevlilerin) gözüne sokmaya çalışması… Sorulmadan hemen “Ben falancanın filancasıyım!” diye beyanda bulunarak “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” magandalığı yapılması…
  • İnsanların konuşurken birbirlerinin yüzüne, gözlerine bakmayıp sürekli olarak telefonla oynaması, uğraşması… Muhatabın sözünün sürekli olarak kesilmesi, araya girilmesi… Telefonun uzun uzun ve ısrarla çaldırılması… Açınca da kendini tanıtmadan “Kimsin?” diye sorulması…
  • “Aynen” magandalığı yaparak konuşanın bertaraf edilmesi… Sözün bir an önce kendisine geçmesini istemek ve her konuda, her ortamda “malumatfuruşluk” yapmak…
  • Kendini bilmez sözüm ona (bazı) insanların silah merakı, kendini ispat aracı, fors, gösteriş veya benzeri saiklerle sıktıkları maganda kurşunlarının; bir düğünde bir araya gelen, bir kutlamaya katılan, dışarıdaki bir etkinliği balkonundan izleyen veya sadece sokakta yürüyen masum insanların hayatını kaybetmesine sebep olması…
  • Şiddet, küfür, bağırıp çağırma, hırçınlık, kavga çıkarmak magandalıkları… Gişe rekorları kıran film serilerinin, sezonlar boyu süren TV dizi ve programlarının başrollerinin, yukarıda saydığımız tüm magandalık türevlerine sahip olan ve bu tür magandalıklardan beslenen karakterlerde olması…

Konu ile ilgili önceki yazımızı okuyup video içeriğimizi izleyen çok sayıda okurumuz, takipçimiz, abonemiz “Ben maganda değilim!” diyerek cevap verdi bize. Bazıları ise “Maganda olmamaya özen gösteriyoruz.” dedi. Toplumumuzun geneli, çoğunluğu zaten “maganda” değil elbette. Ancak bütün bu ve benzeri “rahatsız edici” davranışlara da her zaman rastlayabiliyoruz çevremizde. Zaten amacımız bu hususta olumlu bir farkındalık meydana getirmek.

Yetişme tarzımız, aile ve toplum yapımız, eğitimimizdeki eksikler ve yanlışlar; sokaklarımız, arkadaşlarımız, sosyal çevremiz gibi faktörler vesilesi ile bilinçaltımıza yerleşmiş olan çeşitli olumsuz kalıpların sebep olduğu magandalık davranışlarını ancak ciddi bir farkındalıkla azaltabiliriz. Yaptıklarımızın ne anlama geldiğini, insanları neden rahatsız ettiğini, toplumun genel kabul görmüş değerlerine ve özellikle de İNSAN’a nasıl saygılı olmamız gerektiğini bilirsek toplumun geneli tarafından yadırganan veya yadırganacak olan davranışları yapmayız. Ya da yaparken bir kere daha düşünürüz en azından…

“Bize yapılmasını istemediğimiz şeyleri başkasına yapmayalım!”  diye hani hep söyler ve duyarız ya… Aslında işin özeti bu. Magandalık üçlememizin son yazısında bu önemli toplumsal konuyu bağlayacağız.

Yazılarımızı video içeriklerimiz ile birlikte okumanızı öneriyor; hepimize çok çok az sayıda magandalıkla karşılaştığımız sağlıklı, huzurlu, medeni bir toplumsal yapı diliyorum…

Konuyla ilgili videomuz:

Etiketler: Blog

Osman GÜZELGÖZ

Uluslararası (ICF) Onaylı; Yaşam Koçluğu, Eğitim ve Öğrenci Koçluğu, Aile ve İlişki Koçluğu, Yönetici Koçluğu sertifika programlarını tamamladı. Halen bu alanlarda Profesyonel Koçluk yapmaya; konferans, seminer ve eğitim vermeye devam ediyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir