Yıllar önce yayımlanan Fırt ve Gırgır adlımizah dergilerinde özellikle Oğuz ARAL’ın kullandığı daha sonra hepimizin diline yerleşen bir kavram; maganda… Oğuz Aral tiplemelerindeki maganda; yakası bağrı açık, balta girmemiş ormanlar gibi kılları ortada olan, boynuna at nalı büyüklüğünde kolyeler takan, sahillerde ve piknik alanlarında pijama ve askılı atletle dolaşan görgüsüz, kaba saba erkek olarak belirginleştirildi o zaman. Hala o tip erkeklere maganda deniliyor ama bu kavram zaman içerisinde insan davranışları ile birlikte değişim yaşadı. Şimdilerde magandalık sadece erkeklere has bir özellik değil. Hanımlar da pekâlâ çeşitli magandalıklar sergileyebiliyor. Üstelik toplumun her kesiminden her tür insanın sergilediği, magandalık sayılan bazı davranışlar azımsanmayacak derecede…

Sözlüklerde ve dil ile ilgili platformlarda magandalık genel olarak “kabalık ve görgüsüzlük” olarak tanımlanıyor. Toplumun çoğunluğu tarafından geçerli kabul edilen değerlere aykırı bulunan ve yadırganan davranışlar bunlar. Gördüğünüzde yadırgadığınız veya yaptığınızda yadırgandığınız; geçici olarak sizi memnun ediyormuş gibi görünse bile pek çok insanı rahatsız eden hal ve hareketler, davranışlar, kabalıklar ve görgüsüzlükler yani…

Elbette toplumumuzun geneli maganda değil. Mutlaka, siz de maganda değilsinizdir. Ancak aşağıda örneklerini özetleyeceğimiz davranışlardan bir veya birkaçını geçmişte mutlaka yaptınız veya halen yapmaktasınız diye tahmin ediyorum. Bu bakımdan yazımızın başlığına “Siz de magandasınız!” demedik. Sadece kibarca “Siz de maganda mısınız?” diye soruyoruz…

Bir sonraki yazımızda magandalık örnekleri üzerinde ayrı ayrı ve detaylı bir biçimde durmaya çalışacağız fakat konu daha iyi anlaşılsın diye bazı magandalık örneklerini kısaca buraya da kaydedelim istiyorum:

  • Trafik ışıklarında bekliyorsunuz. Sarı ışık yanmak üzereyken veya yanar yanmaz arkanızdaki aracı kullanan kişi hemen kornaya basıyor. Birkaç saniye gecikirseniz de adeta kornaya asılıyor. Sanki bekleyip orada piknik yapacaksınız!
  • Bunun dışında da insanımızın kornaya basma merakı her yerde kendini gösteriyor. Bir yere geldiğinde “Ben geldim.”  diye; giderken de “Görüşürüz!” diye kornaya basıyor. Bazısı da gecikmiş olduğu yere yetişmek veya sadece istediği hıza ulaşabilmek için ısrarla size selektör yapıyor ve yine kornaya asılıyor. “Kenara çekilsene, ben geliyorum! Bana yol vermek zorundasın!” diyor ve sizi taciz ediyor.
  • Gerekse de gerekmese de; yetkisi, hakkı ve izni olsa da olmasa da eline güç ve imkân geçiren herkes siren ve çakar kullanıyor trafikte.
  • Aracın camını açarak dışarıya (yola, kaldırımlara) çöp, kâğıt, izmarit atılıyor sık sık.
  • Kaldırımlara, yolun neredeyse tamamına, yaya geçitlerine, engelli geçişlerine araç park ediliyor.
  • İtfaiye ve özellikle ambulanslara zamanında ve acil olarak yol verilmeyebiliyor.
  • Araçlarda gecenin geç saatlerinde bile herkesi rahatsız edecek şekilde yüksek sesle müzik açılabiliyor.
  • Apartmanlardan hala sofra silkelenebiliyor aşağıya. Gecenin ilerlemiş saatlerinde matkap, çamaşır yıkama veya kurutma makinesi, elektrikli süpürge çalıştırılabiliyor. Bahçeye, yerlere, balkon altlarına çöp veya izmarit atılabiliyor.
  • Piknik alanlarımızda her türlü kıyafetle gezilebiliyor. Çevre pislikten, çöpten, atıklardan geçilmiyor. Yakılan piknik ateşleri tam olarak söndürülmüyor.
  • Kafe, lokanta, restoran, sinema, toplu taşıma araçları gibi umumi mekânlarda çok yüksek sesle konuşmak ve gülmek herkesi rahatsız ediyor ama yapanlar kimseyi umursamıyor.
  • Garsonlara “Baksana!” diye hitap edilebiliyor. Gişe memurlarına, kasiyerlere, kamu personeline, hizmet sunan diğer elemanlara her türlü kabalık yapılabiliyor. Hizmeti satın alırken hizmeti sunanı da satın aldığını zanneden çok sayıda insanımız var maalesef…
  • Bu kadar riske, çekilen acılara ve ölümlere rağmen hala maske takmamak, mesafeye dikkat etmemek ve hijyene gereken önemi vermemek gibi inatlarımız devam edebiliyor. Hala taziye ve düğün yapabiliyor, plajlara akın edebiliyor, kalabalık pikniklere gidebiliyor; vaka, hastalık ve ölüm artışlarına sebep olduğumuzu görmezden gelebiliyoruz.
  • Bazı ebeveynler (anneler de babalar da) hem birbirlerine hem de çocuklarına ağza alınmayacak kaba hitaplarda bulunabiliyor. Birbirleri ile toplum içerisinde bağırarak konuşabiliyor. Eşine ya da çocuğuna “Aptal mısın? Şapşal mısın? Geri zekâlı mısın?” diye hitap edene rastlayabiliyoruz.
  • Gerekmediği ve sorulmadığı halde bazı insanlar ısrarla makamını, mevkiini, gücünü, çevresini, titrini insanların (özellikle hizmet sunan görevlilerin) gözüne sokmaya devam ediyor. Sorulmadan hemen “Ben falancanın filancasıyım!” diye söylüyor. Bunlara “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” magandası diyorum ben.
  • İnsanlar birbirleri ile konuşurken birbirlerinin yüzüne, gözlerine bakmıyor. Ya telefonu ile uğraşıyor veya konuşma sırası bir an önce kendisine gelsin diye sık sık muhatabının sözünü kesebiliyor. Karşısındakinin konuşması hemen bitsin diye her söylenene kısa yoldan “Aynen…” diyerek onaylayıp geçiştirebiliyor.
  • Bir düğünde bir araya gelen, bir kutlamaya katılan, dışarıdaki bir etkinliği balkonundan izleyen veya sadece sokakta yürüyen masum insanlar; kendini bilmez birinin maganda kurşununa kurban gidebiliyor.

Karşılaştığımızda bizi rahatsız eden, üzen veya yadırgadığımız bazı davranışları özetlemeye çalıştım. Şimdi sizlerden de bir istirhamım olacak:

Farkında olarak ya da olmadan, bilerek veya bilmeden yaptığınız ve magandalık olarak nitelendirilebilecek hangi davranışlarınız var? Bazen yadırgandığını bilseniz bile yapmaktan imtina etmediğiniz hangi hal ve hareketleriniz var? Peki ya rastladığınızda sizi rahatsız eden, yadırgadığınız ne tür davranışlar var?

Konu ile ilgili videomuzu da izleyerek bunları bize sosyal medya hesaplarımızdan; yazımızın altındaki ve video içeriklerimizin yorum bölümlerine yazın lütfen. Sonraki video içeriğimiz ve yazımızda bunları tekrar ele alıp değerlendireceğiz.

Bu yazı için son sözümüz:

Yetişme tarzımız, aile ve toplum yapımız, eğitimimizdeki eksikler ve yanlışlar; sokaklarımız, arkadaşlarımız, sosyal çevremiz gibi faktörler vesilesi ile bilinçaltımıza yerleşmiş olan çeşitli olumsuz kalıpların sebep olduğu magandalık davranışlarını ancak ciddi bir farkındalıkla azaltabiliriz. Yaptıklarımızın ne anlama geldiğini, insanları neden rahatsız ettiğini, toplumun genel kabul görmüş değerlerine ve özellikle de İNSAN’a nasıl saygılı olmamız gerektiğini bilirsek toplumun geneli tarafından yadırganan veya yadırganacak olan davranışları yapmayız. Ya da yaparken bir kere daha düşünürüz en azından…

Konuyla ilgili videomuz:

Etiketler: Blog

Osman GÜZELGÖZ

Uluslararası (ICF) Onaylı; Yaşam Koçluğu, Eğitim ve Öğrenci Koçluğu, Aile ve İlişki Koçluğu, Yönetici Koçluğu sertifika programlarını tamamladı. Halen bu alanlarda Profesyonel Koçluk yapmaya; konferans, seminer ve eğitim vermeye devam ediyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir