Otomobil, gemi, uçak, telefon, bilgisayar gibi cihaz ve araçların “kullanıcılarıyla” iletişim kurduğu kontrol panelleri var biliyorsunuz. Kontrol (gösterge) panellerindeki uyarı sembol ve sinyalleri kontrol etmeden yola çıkarsanız yolda kalabilir, kaza yapabilir, çeşitli sıkıntılarla karşılaşabilirsiniz.

Bu araç ve cihazları tasarlayan, yapan, bizim hizmetimize sunan insan aklı; güvenliğimiz, konforumuz, rahatlığımız açısından kullandığımız araç ve cihazlarla nasıl iletişim kuracağımızı da düşünmüş ve harika bir sistemle mükemmel bir iletişimi şoförlerin, pilotların, kaptanların, bilgisayar ya da telefon kullanıcılarının emrine amade kılmıştır.

Bindiniz arabanıza. Taktınız kontak anahtarını, çevirdiniz. Arabanın göğüs kısmındaki kontrol panelinde yeşil, kırmızı, sarı (veya turuncu) renklerde çeşitli işaretler, semboller görürsünüz. Akü şarj, lastik basıncı, yakıt, frenler, hava yastıkları, egzoz emisyon durumu gibi aracınızı, yolculuğunuzu ve dolayısıyla sizi ilgilendiren hayati öneme sahip sembollerdir bunlar. Bunlardan kırmızı olarak yanan varsa dikkat etmeniz gerekir. Yakıtınız yeterli değilse en yakın istasyondan tamamlamanız icap eder. Lastiklerinizin basıncı düşmüşse yola öyle çıkamaz veya devam edemezsiniz. Hele o motor resmine benzeyen işaret kırmızı yanmaya başladıysa kontağı hemen kapatmalı ve güvenilir bir servise başvurmalısınız.

Yakıt göstergeniz size “Mevcut yakıtla ancak 50 kilometre gidebilirsiniz!” diye uyarı verdiğinde siz “Hayır ben bu yakıtla istediğim kadar yol giderim!” diyemezsiniz. Derseniz bile gidip yolda kalır ve çok sıkıntı çekersiniz. Diğer sembol ve işaretlere özellikle de bunların renklerine çok dikkat etmeniz gerekir. Günümüzde bu iletişim daha da zenginleştirilerek çeşitli uyarılar eklenmiştir gösterge paneline. Mesela hiç mola vermeden uzun süre yol aldığınızda bazı araçların kontrol panelinde, üstünde dumanı tüten bir kahve fincanını ve şu uyarı yazısını görürsünüz: “Dikkat! Yorgunluk algılandı!”  Hemen bir mola verin ve kahvenizi içerek kendinize gelin demektir bu.

Bilgisayarınız, telefonunuz ve benzeri bütün cihazlarınız da sizinle kontrol panelleri üzerinden iletişim kurar. Hafıza kapasitesini, şarj durumunu size bir şekilde bu iletişim sistemi üzerinden söyler. Siz de buna göre davranır ve rahat edersiniz.

Peki, bütün bunları düşünüp bulan, tasarlayıp hizmetimize sunan insanın “kendisine ait” bir kontrol panelinin, göstergelerinin, uyarı sisteminin olmaması mümkün mü sizce? Hepimizin dünya gailesi içerisinde çoğu zaman kontrol etmeyi unutmamız, bu nedenle de çeşitli rahatsızlıklar, sıkıntılar yaşıyor olmamız kontrol panellerimizin olmadığını göstermez. Aksine Yaratıcımızın insan olarak bize hayatımızı kolaylaştırmak, düzene sokmak; daha huzurlu ve mutlu olmak bakımından bahşettiği; bedenimiz, aklımız ve ruhumuza yerleştirdiği çeşitli iletişim sistemlerini unuttuğumuz anlamına gelir bu.

Mesela insanın bir yerinin ağrıması aslında kötü bir durum değildir! Bu, daha sonrası için bir uyarıdır. Midemizin ekşimesi, gözümüzün seğirmesi, başımızın dönmesi, halsizlikler gibi daha pek çok uyarı ile karşılaşırız insan olarak. Ama bütün bunları kontrol panellerimizdeki göstergelerle, sembollerle ilişkilendirmeyiz. Nedense bedenimizin, zihnimizin, ruhumuzun bizimle iletişim kurmaya çalıştığını düşünmeyiz.

Bazen de abarttıkça abartırız bu uyarıları. Adına “hastalık hastalığı” dediğimiz durumlara kadar götürürüz işi. Oysa yapacağımız iş çok basittir: Kontrol panellerimizi kontrol etmek! Akümüzün kutup başları mı paslanmış? Bedenimiz, zihnimiz ve ruhumuzun şarjı mı azalmış? Lastik basıncımız mı düşmüş? Fren balatalarımız mı aşınmış? Üstünde dumanı tüten kahve fincanını ve “Yorgunluk algılandı!” uyarısını sık sık gördüğümüz halde yola devam mı ediyoruz? Sistemimize, kendi aracımıza (bedenimize, zihnimize, ruhumuza) kapasitesinin çok üstünde yükler mi yüklemişiz?  

İnsanoğlu herkes için her şeyi düşünüp bulabiliyor ve çeşitli teknolojik mükemmellikleri insanların hizmetine sunabiliyor. Ama nedense kendini, Kendi Kontrol Panellerini hep unutuyor, ihmal ediyor. Sonra da “Bu benim başıma neden geldi?” ya da “Ben bunu hak edecek ne yaptım?” diye dövünüp duruyor. Kullanıcıları ile iletişim kurabilen cihazların kontrol panellerini sık sık kontrol eden ve buna göre tedbirini alarak yola devam eden insanın azıcık kendine de bakması gerekmiyor mu? Kontrol panellerinizi hiç olmazsa gerektiği kadar kontrol etmeniz ve yola daha güvenli bir biçimde devam etmeniz gerekmiyor mu?

Bedenimizin, zihnimizin, ruhumuzun kontrol panellerinde, göstergelerinde özellikle kırmızı yanan sembolleri görmezden gelmek bize sürekli olarak karamsarlık, mutsuzluk, huzursuzluk veriyor. Hayat yolculuğumuzda karşımıza sürekli sorunlar çıkarıyor. Çeşitli sıkıntılar yaşamamıza sebep oluyor. Bunları bazen bilmiyor, bazen fark etmiyor, bazen de önemsemiyoruz. Sonra da çok ağır faturalar ödüyoruz ama son pişmanlıklarımız da fayda etmiyor.

Oysa sistemimiz bir denge ve ahenk içerisinde yaratılmış. Her şey bir şeye, bir şey her şeye bağlı. Bedenimizin, zihnimizin ve ruhumuzun bütün unsurları aslında birbiri ile iletişim içerisinde. Kontrol panellerinize bakarsanız bunu her zaman görebilirsiniz… 

Şimdi herkese soruyorum:

Sahi siz en son ne zaman kontrol ettiniz beden, zihin ve ruhunuzun yani varlığınızın gösterge panellerini? Kontrol panellerinizin çalışıp çalışmadığına, oradaki sembollerin durumuna ve renklerine en son ne zaman baktınız?

Hiç olmazsa bundan sonra arabaya, uçağa her bindiğinizde; bilgisayarınızı, telefonunuzu her elinize aldığınızda artık bunu da düşünün olur mu?

Konuyla ilgili videomuz:

Etiketler: Blog

Osman GÜZELGÖZ

Uluslararası (ICF) Onaylı; Yaşam Koçluğu, Eğitim ve Öğrenci Koçluğu, Aile ve İlişki Koçluğu, Yönetici Koçluğu sertifika programlarını tamamladı. Halen bu alanlarda Profesyonel Koçluk yapmaya; konferans, seminer ve eğitim vermeye devam ediyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir