Yazdığımız yazılarda ve video içeriklerimizde sık sık kendimiz olmaktan, kendimizi fark etmekten, kendimize zaman ayırmaktan, hayatın merkezinde olmaktan bahsediyoruz. “Kim ne yaparsa kendine yapar!” sözünden yola çıkarak kendimiz için bir şeyler yapabilmenin öneminden söz ediyoruz. Önce biz iyi olalım sonra başkalarının iyiliği için çaba harcayabiliriz; hayatımızın ustası da sorumlusu da biziz diyoruz. Kendinize gelin, kendinizin farkında olun, kendiniz olun, önce kendinize DEĞER verin, siz her şeyden ve herkesten daha değerlisiniz diye sık sık tekrarlıyoruz. 

Bütün bu söylediklerimizi takip eden bazı okurlarımız, izleyicilerimiz, dostlarımız da sık sık bize soruyor: “Acaba böyle yapmak bencillik olmuyor mu? İnsanın hep kendisi ile ilgilenmesi doğru mu? Etrafımızda olup bitenle ilgilenmeyelim mi? Kimseye yardım etmeyelim mi?…”

Bizim referans noktamızın, yola çıkış gayemizin ve anlatmak istediklerimizin, bu soruların merkezindeki bencillikle hiçbir alakası yok elbette. Daha iyi anlaşılsın diye önce bir örnek vermek istiyorum:

Bütün havayollarında uçak henüz hareket etmeden, yolculuğun hemen başında, şu uyarı anonsu mutlaka yapılır:

“Herhangi bir tehlike anında başınızın üzerindeki kapaklar açılacak ve ortaya oksijen maskeleri çıkacaktır. Lütfen önce KENDİ maskenizi, daha sonra çocuğunuzun veya yanınızdakilerin maskesini takın.”

Bu uyarı anonsu “Siz nefes almaya, yaşamaya, sağ kalmaya çalışın ki başkasına da faydanız olsun” anlamı taşıyor, değil mi? Veya bir başka söyleyişle “Siz yaşamazsanız, nefes almazsanız, sağlığınızı korumazsanız hiç kimseye bir faydanız olmaz!” denilmeye çalışılıyor. Peki, böyle bir uyarıya bencillik diyebilir miyiz? Asıl bencilliği, oksijen maskesini kendimize takmaya bencillik diyerek yapmış olmaz mıyız? Ne demiş atalarımız; “Önce CAN, sonra CANAN!”  Yani canandan vazgeç değil; canını kurtar ki cananına da, sevdiklerine de bir faydan olsun demek istemiş.

“Kendisi himmete muhtaç dede, gayrısına (başkasına) nasıl himmet (yardım) ede!” sözü tam da böyle durumlar için tarihe not düşülmüş güzel sözlerdendir. Kendi kendine himmet edemeyenin, herhangi bir faydası olmayanın başkasına bir yararı, desteği, yardımı olabilir mi? Kendisi öğrenemeyen, çocuklarına “öğrenme” ile ilgili ne öğretebilir? Empatiyi idrak edemeyenin, başkasına empati dersi vermeye çalışması ne kadar abes olur, bir düşünün. Kendi sağlığını korumak anlamında hiçbir gayreti olmayanın başkalarına sağlık gayretkeşliği örnekleri vermeye kalkması ne kadar inandırıcı olur? Kendisinin nerede durduğunu, nereye gitmesi gerektiğini bilemeyenin, başkalarına konum bildirmesi ya da yön tarif etmesi “körlerin fil tarifine” benzemiyor mu?

Şimdi, tüm bunları düşünerek, gelin hep birlikte hayatımıza yeniden bakalım ve neler gördüğümüzü konuşalım isterseniz.

Herhangi bir tehlike anında ne yapıyoruz biz? Nefes almak, sağ ve sağlıklı olabilmek hususlarında ortaya çıkan oksijen maskelerini kimlere takmaya çalışıyoruz? Kendi nefesimizin, hayatımızın, değerimizin farkında olmadığımız için kendimize de başkalarına da oksijen maskesi takmayı beceremiyoruz aslında. Bunu yaparken hem kendimizi hem de yardımcı olmaya çalıştıklarımızı nefessiz bıraktığımızın farkında bile değiliz.

Bu yolculuğun nereye olduğunu, bizim bu yolculuktaki rolümüzün ne olduğunu, kendi potansiyelimiz ve öz kaynaklarımızla hedefimize ulaşabileceğimizi, bunun için önce kendimize değer vermemiz gerektiğini, muhtaç olduğumuz kudreti Yaratıcımızın aklımıza, bedenimize, ruhumuza yani benliğimize yerleştirmiş olduğunu unutuyoruz. Hem unutuyoruz hem de unuttuğumuzu; başkaları üzerindeki başarısız deneylerimizle, oksijen maskelerini sürekli başkalarına takmaya uğraşmakla bertaraf etmeye çalışıyoruz.     

Kendimizi bilmeden, kendimizin farkında olmadan, daha doğrusu KENDİMİZ olamadan her şeye karışarak, herkese müdahale ederek, her konu hakkında sürekli ahkâm keserek ömrümüzü tüketiyoruz. Oysa aslolan biziz! Hayatımız bizim sorumluluğumuzda ve bize emanet olarak sunulmuş bir armağan. Hayatımızın kıymetini bilmenin neresi bencillik? Üstelik kendinin, hayatının kıymetini bilmeyen birisi başka hayatların kıymetini nasıl bilecek?

Yaratıcımız bize her gün 24 altın armağan ediyor. Bu 24 altının bir kısmını uyuyarak, bir kısmını çalışarak, bir kısmını da başka uğraşlar arasında harcıyoruz. Sizce, bu her gün bize sunulan 24 altının ne kadarını sadece ve sadece kendimiz için harcıyoruz? Bırakın bir saati, bir günde kaç dakika kendimizle baş başa kalarak zihnimizi yeryüzünden, gökyüzünden, sevinçten ve hüzünden arındırıp kaç dakika benliğimizin sesini dinleyebiliyoruz?

Her gün sadece 10 dakika kendimizi sessize alarak her şeyden ve herkesten; aklımıza, zihnimize hücum eden bütün sorulardan, bilincimize üşüşen, bilinçaltımızı kontrol eden, yönlendiren kaygılardan, endişe ve korkulardan arındırarak kendimizle olabiliyor muyuz? Yine Allah’ın bize ikram ettiği yüz birim enerjimizin ne kadarını sadece ve sadece kendimiz için harcıyoruz? Kaç birimini kendi ihtiyacımıza, ne kadarını kendimizden başkalarına sarf ediyoruz? Bunu yapabilmenin neresi bencillik? Bizim bahsettiğimizin neresi bencillik?

Yeni video içeriğimizde bu konuyu konuştuk. İzleyip değerlendirirseniz bizim bencillikten değil sencillikten bahsettiğimizi görürsünüz. Kendinize yeteri kadar zaman ayırırsanız, kendinizle olmanız gerektiği kadar baş başa kalabilirseniz, kendinize hak ettiğiniz değeri verirseniz; mutlu, huzurlu, sağlıklı bir profil ortaya koyabilirseniz bundan hem siz hem de eşiniz-çocuklarınız-aileniz-çevreniz fazlası ile yararlanmış olur.

Korkmayın, endişe etmeyin; herhangi bir tehlike anında ortaya çıkacak oksijen maskelerini görünce önce kendi maskenizi takın, nefes alın, sağlıklı olun. O zaman hem kendinize hem en yakınlarınızdan başlayarak ailenize, sevdiklerinize ve nihayetinde bütün insanlara daha faydalı olabileceksiniz.

Etiketler: Blog

Osman GÜZELGÖZ

Uluslararası (ICF) Onaylı; Yaşam Koçluğu, Eğitim ve Öğrenci Koçluğu, Aile ve İlişki Koçluğu, Yönetici Koçluğu sertifika programlarını tamamladı. Halen bu alanlarda Profesyonel Koçluk yapmaya; konferans, seminer ve eğitim vermeye devam ediyor.

1 Yorum

Bilal Çiftçi · 24/08/2020 at 19:06

Rahmeti Kadri Barut amcamız aklıma geldi tüm geçmişlerimizin mekanları Cennet Olsun. Makam mevki veya ekonomik özgürlüğünü kazanmadan siyasey yapmak doğru değil önce kendini kurtar arsa makam mevki yetkin ancak ondan sonra birine faydan dokunabilir yardımcı olabilir veya elinden tutup yol gösterebilir siyasi fikrin varsa uygulayabilirsiniz.anlatabilir taraftar grupları oluşturabilirsiniz derdi. Selam ve dua ile hayırlı akşamlar güzel Abim benim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir