Rahmetli Babacığım (Tenekeci Mahmut Güzelgöz) zaman zaman bizi karşısına oturtur ve sohbet ederdi. Yaşanmışlıklarından kesitler, öyküler, masallar anlatırdı. Dikkat etmemizi istediği hususları kuru bir nasihat gibi değil de aklımıza, duygularımıza dokunarak aktarmayı tercih ederdi. Bu da bizde kalıcı izler bırakırdı.

En sık söylediği hususlardan birisi şuydu:

Kim ne yaparsa kendi kendine, kendine yapar! İyi yapan da, kötü yapan da kendine yapmış olur. Kendi kendine yapmış olur. Siz de ne yaparsanız önce kendiniz için olacağını, yaptıklarınızın sonuçlarından önce kendiniz etkileneceğinizi asla unutmayın!”

Bu sözlerin hemen arkasından kendi kendine iyiyi, doğruyu, güzeli yapan insanların hayatından örnekler, başarı öyküleri anlatırdı. Kendisinin yaşamı da bu mükemmelliklerle doluydu zaten. Latin alfabesi ile okumayı ileri yaşlarda kendi kendine öğrenmişti. Yine ileri yaşlarında ciltler dolusu kitap okumuş, hayatı ve fikirleri her zaman örnek alınacak pek çok ilim ve bilim insanının sohbetlerinde bulunmuş; kendisi de pek çok araştırmacıya, sanatçıya ve ünlü isme ilham kaynağı olmuş, hocalık yapmış ve bütün birikimini öğrencilerine aktarmaya çalışmıştı. (Google’dan bakınız: Tenekeci Mahmut Güzelgöz)

Dikkatimizi çekmek istediği bir başka önemli örneği de şöyle ifade ederdi hep:

Hayatta iki tür insan vardır: Birincisi, Verin yiyeyim, örtün yatayım bekleyin ölmeyeyim!” diyen ve hep başkalarından bir şeyler bekleyen, asla kendinin farkında olmayan, üretmeyen, hep muhtaç ve kurban olan insan. İkincisi ise Vereyim yesinler, örteyim yatsınlar, yaşatayım ölmesinler!” diyen insan. Aman ha aman! Siz siz olun birinci insan türünden olmayın sakın. Bir insanın hayat sebebi, yaşama amacı “Verin yiyeyim, örtün yatayım, bekleyin ölmeyeyim!” olabilir mi? Bunu asla unutmayın! Ve hayatınızda böyle insanlara da çok yer vermeyin.

Rahmetli Babacığımla ilgili aktarabileceğim çok farklı notlar var elbette ama bu yazıda bu kadarla yetinerek şu gerçeğin altını çizmek istiyorum; babamın bize yaptığı, uyguladığı aslında bir tür Yaşam Koçluğu imiş meğer. O zaman sadece adını bilmiyormuşuz. Kendisi de yaptığının aslında Yaşam Koçluğu olduğunu bilmiyordu zaten. Biz kendisinden aldığımız bu pozitif enerji ve farkındalıkla zaman içerisinde kendi kendimize koçluk yaptık yine metodolojisini, sistematiğini, bilimsel yönteminin nüanslarını bilmeden.

Düşer gibi olduğumuzda kendi kendimize kalkmayı, bazen nerede durduğumuzu fark etmeyi, nereye gitmemiz gerektiğini düşünüp bulmayı, bunun için yola çıkmayı; hayatımızı olumlu yönde değiştiren ve aynı zamanda çevremizin (eşimizin, çocuklarımızın, arkadaşlarımızın, ailemizin) de hayatını değiştirmeye pozitif katkılar yapmamızı sağlayan kararlar almayı hep bu sayede gerçekleştirdik. Çünkü ne yapacaksak kendi kendimize, kendimiz için yapacağımızı öğretmişti Babacığım bize. Bilinçaltımıza olumlu kalıplar ve hayatımızı güzelleştiren şemalar yerleşmişti O’nun sayesinde.

Şimdi Yaşam Koçluğunun eğitimini de aldık. Sistematiğini, metodolijisini, yöntemlerini öğrendik ve danışanlarımıza bunları uyguluyor, çok güzel neticeler elde ediyoruz. Yaşadığımız, içselleştirdiğimiz ve her aşaması ile deneyimlediğimiz hususları paylaşmak muhataplarımız üzerinde daha etkili oluyor. Seanslarımız daha verimli geçiyor. İşimize sevgi ve samimiyet katarak devam ediyoruz yolumuza.

Kendini bilmeyenin başkasını bilmesine, kendisinin farkında olmayanın başkasını fark etmesine, kendisi mutlu olmayanın başkalarının mutluluğuna katkıda bulunmasına imkân yoktur. Zaten koçluk ve özellikle de “Kendi Kendine Koçluk” kendimizi bilmek, kendimiz olmak, nerede bulunduğumuzu fark etmek, nereye gitmek istediğimizi keşfetmek, yola çıkmak ve hedefimize ulaşmakla ilgilidir.

Kendi Kendimize Koçluk; Yaşam Çarkımızın nasıl döndüğünü, Temsil Sistemlerimizi, Değerlerimizi, Kişilik Rengimizi; Güçlü ve Zayıf Yanlarımızı, Tehdit ve Fırsatlarımızı bilmemizi sağlar. Bize nerede durduğumuzu, kim olduğumuzu, bulunduğumuz noktayı gösterir. Yani kendi kendimizi bulmamızı, fark etmemizi ve bilinçaltımızdaki kalıplarla yüzleşmemizi kolaylaştırır.

Sonra gitmek istediğimiz yere, hedefimize, hayallerimize ulaşmak üzere ne yapmamız gerektiğini düşünmemizi, bu konuda bir eylem planı yapmamızı, bunun zamanını belirlememizi kolaylaştırır. Geriye, yola çıkmak kalmıştır artık. Kendi Kendimize Koçluk yaparak bu konuda en önemli adımı; ilk adımı atıp yola çıkmış oluruz. Koç, bizim bu yolculuktaki yol arkadaşımız, benim deyimimle “Yoldaşımız” olur. Yorum yapmaz, yargılamaz, nasihat etmez, ikide bir direksiyona elini atarak bizi şaşırtmaz ve çeşitli kazalara sebep olmaz. Bizimle beraber yolu gözler, bizi dikkatle dinler, sorular sorarak bizim farkındalıklarımızı artırır.

Bu gayet zor ama bir o kadar da ahenkli ve özel bir yolculuktur. Kendi Kendimize Koçluk bizi öz benliğimize götürür. Öz güvenimizi zenginleştirir. Öz saygımızı güçlendirir. Bu süreç, daha minimalist ama daha mutlu ve huzurlu yaşamamızı kolaylaştırır. Maddeden arınıp zihin, beden, ruh bütünlüğüne ulaşmamızı destekler.

Sizlerle bu konuda özel çalışmalar yapacak ve her seansımızda Kendi Kendimize Koçluk yapabilmek üzere çeşitli uygumalar, imajinasyonlar, sorular, metaforlarla güzel zamanlar paylaşacağız. Bilgimizi, birikimimizi, yaşanmışlıklarımızı, eğitimlerimizin bize kattıklarını, bu konudaki yeteneklerimizi en samimi şekilde; sevgi ve saygıyla paylaşacağız sizinle.

Bunu yaparken size üstünlük taslamayacağız. Müdahale etmeyeceğiz. Yargılamayacağız. Hayatınızın sahibi de ustası da sizsiniz çünkü.

Biz; bulunduğunuz yerden, gitmek istediğiniz yere doğru yapmayı düşündüğünüz yolculukta yanınızdaki koltukta oturan yol arkadaşınız, yoldaşınız olmakla mutlu olacağız. Varlığımızın ve yoldaşlığımızın sizi de mutlu etmesi tek dileğimiz.

Buyurun, sizi bekliyoruz…

Etiketler: Blog

Osman GÜZELGÖZ

Uluslararası (ICF) Onaylı; Yaşam Koçluğu, Eğitim ve Öğrenci Koçluğu, Aile ve İlişki Koçluğu, Yönetici Koçluğu sertifika programlarını tamamladı. Halen bu alanlarda Profesyonel Koçluk yapmaya; konferans, seminer ve eğitim vermeye devam ediyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.